);

Single Blog Title

This is a single blog caption

ÖZET:Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı mahiyetinde olmayıp, davanın esastan reddine dair bir karar olması karşısında; 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde öngörülen koşulu taşımayan  BAŞVURUNUN,  aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca  REDDİ  gerektiği  hk.

                    T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

            HUKUK BÖLÜMÜ

            ESAS NO      : 2014 / 1155

            KARAR NO : 2014 / 1194

            KARAR TR  : 29.12.2014

ÖZET:Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı mahiyetinde olmayıp, davanın esastan reddine dair bir karar olması karşısında; 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde öngörülen koşulu taşımayan  BAŞVURUNUN,  aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca  REDDİ  gerektiği  hk.

K  A  R  A  R

            Davacı           : M. A.

Vekili             : Av. H.D.

            Davalılar       : 1- Kalkınma Bakanlığı                             (İdari Yargıda)

Vekili             : Av. S.T.(Hukuk Müşaviri)                        (İdari Yargıda)

  2-G. Ege Kalkınma Ajansı                      (Adli ve İdari Yargıda)

Vekili             : Av. F.D.

O L A Y          : Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının davalı kurumda genel sekreter unvanı ile 31.12.2009 tarihinden iş akdinin haksız olarak feshedildiği 02.01.2013 tarihine kadar çalıştığını, 2012 Aralık ayında tam olarak çalışıp, brüt maaşının 11.806,00 TL olduğunu, 2013 Ocak ayında da iki gün çalıştığını, davacının çalıştığı dönem itibariyle davalı işyerinde çalışan kişi sayısının iş yasasındaki bu davanın kabulü için aranan sayının üzerinde olduğunu, iş akdinin feshedildiğini bildiren yazıda davacının işveren vekili olduğunun iddia edildiğini, ancak işveren vekili olmadığını, genel sekreterlik makamının işveren vekili şartlarını taşımadığını, ajansın karar organının yönetim kurulu, genel sekreterliğin de icra organı olup, bütçenin ve çalışma programının yönetim kurulu tarafından kabul edilip, kalkınma bakanlığınca onaylandığını, ajansın asli faaliyetlerinin ve programlarının ve bazı diğer hizmet alımları, personel alınıp çıkarılması vb diğer işlere de yönetim kurulunca karar verildiğini, genel sekreterin bu kararları icra eden organ olup, ajansın asli görevleri ve işleri konusunda karar alma yetkisi bulunmadığını, bu kararlan icra ederken işyerinin sevk ve idare etmesine rağmen personeli işe alma işten çıkarma yetkisinin de olmayıp, bu sebeple işveren vekili olmadığını, iş akdinin ne haklı nede geçerli sebeple feshine sebep olabilecek herhangi bir davranışı da olmadığını, Mahkememize müracaat etmeden önce Denizli idare mahkemesine işe iade talepli açtıkları davanın Denizli idare mahkemesinin 2013/112 Esas 2013/220 Karar sayılı kararıyla görev yönünden reddine karar verildiğini, bu dosya içersindeki tüm beyanlarını tekrar ettiklerini, davacının, iş akdinin feshine ilişkin işverence hukuken geçerli sebep gösterilmediği gibi tarafına herhangi bir ihtar ya da uyan yazısı da tebliğ edilmediğini, disiplin soruşturması yapılmadığını, idari yaptırım uygulanmadığını, aksine çalıştığı dönem boyunca takdir alıp, kendisinden övgü ile söz edildiğini, iş akdinin hiçbir sebep gösterilmeksizin haksız, hukuka aykırı bir şekilde sonlandırıldığını belirterek, feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, işe iade edilmediği takdirde sosyal ve mali haklarına hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.

Denizli İdare Mahkemesi: 12.03.2013 gün ve E:2013/112,K:2013/220 sayılı kararında özetle; “ dava konusu olayda, davacı ile davalı idare arasında imzalanan sözleşmenin 3.maddesinde, sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, 32. maddesinde, Kanuni düzenlemelerin bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu, sözleşmede düzenlenmeyen konularda 4857 sayılı İş Kanunu ve diğer ilgili iş mevzuatı hükümlerinin uygulanacağı ve 33.maddesinde bu sözleşmeden doğan ihtilaflarda Denizli İli Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu hükümleri ile yukarıda yer verilen 5449 sayılı Yasanın 18.maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, özel hukuka ilişkin dava konusu uyuşmazlığın İş Mahkemesinin görevine girdiği sonucuna ulaşılmıştır.” demek suretiyle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.

Davacı vekili aynı istemle bu kez sadece G.Ege Kalkınma Ajansını davalı olarak göstermek suretiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.

Denizli 1.İş Mahkemesi: 27.03.2014 gün ve E:2013/217, K:2014/122 sayılı kararı ile özetle; “…davacının Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığında (Ajansta işe başlamadan önceki en son görev unvanı) Gümrük Uzmanı olarak 70.416.145 emekli sicil nosu ile çalışırken 27.08.2009 tarihinde davalı Ajansa başvurduğu, 27.07.2009 tarihinde 657 sayılı kanunun 43/b ve 67.maddeleri uyarınca bu görevinden ayrıldığı, (görevdeki değişiklik ayrılışı) 27.08.2009 tarihinde davalı ajansa başvurup 04.12.2009 tarihinde genel sekreter olarak görevlendirilmesinin 5449 sayılı yasanın 4.maddesi /2-g bendi gereğince uygun görülüp, 22.12.2009 tarihinde onaylanarak 31.12.2009 tarihinde ajansta genel sekreter olarak göreve başlayıp, 02.01.2013 tarihinde de görevden alındığı, 5449 sayılı yasanın 5.maddesinde davalı ajansın görev ve yetkilerinin 14.maddesinde genel sekreterin görev ve yetkilerinin ayrı ayrı sayılıp, genel olarak ajansın görev ve yetkileriyle genel sekreterin görev ve yetkilerinin uyuştuğu, davacının genel sekreter olarak yönetim kurulunun sınırlarını da belirterek devrettiği, yönetim kurulu yetkilerini fiilen kullandığı, dolayısıyla davacının yasal olarak işveren konumunda bulunduğu, 5449 sayılı yasanın ajans personelinin nitelik, statü ve hakları başlıklı 18.maddesinin 3.fıkrasında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan bu kanunda belirtilen nitelikleri taşıyanların kendilerinin isteği ve kurumlarının muvafakati ile ajansta genel sekreter olarak istihdam edilebileceğinin, bunların kuramlarıyla olan ilişkilerinin iş akdinin yapılmasıyla son bulacağının, bunlara verilecek ücret ile diğer mali ve sosyal hakların yapılacak iş akdi ile belirleneceğinin, bu şekilde istihdam edilenlerin ajanstaki görevleri sona erdiğinde öğrenim durumları, hizmet yılı ve unvanları dikkate alınarak, önceki kuramlarında kariyerlerine veya durumlarına uygun boş bir kadro veya pozisyona en geç 3 ay içinde atanacaklarının ve herhangi bir işleme gerek kalmaksızın en geç bir ay içerisinde göreve başlatılacaklarının, bu fıkra uyarınca önceki kuramlarına dönen kişilerin ajansta geçen hizmetlerinin kazanılmış hak, aylık, derece ve kademelerinde değerlendirileceğinin, bu durumda kıdem tazminatlarının ödenmeyip, bu sürelerin emeklilik ikramiyesinin hesabında dikkate alınacağının emredici hüküm şeklinde düzenlendiği, davacının 657 sayılı yasaya tabi statüden kurumunun da onayıyla davalı ajansta yasal prosedür gereği hizmet sözleşmesiyle işe başlatılmışsa da, 5449 sayılı yasanın 18/3.fıkrasında yani özel yasasında iş güvencesinin sağlandığı, ajanstaki görevinin sona ermesinden sonra tekrar önceki kurumunda kariyerine veya durumuna uygun boş bir kadro veya pozisyona en geç 3 ay içerisinde atanacağının düzenlenmesi karşısında 4857 sayılı iş yasasındaki iş güvencesi hükümlerinden yararlandırılmayacağı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” Şeklinde davanın esastan reddine karar vermiştir.

İş bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 29.05.2014 gün ve E:2014/13241, K:2014/15234 sayılı ilamı ile özetle hükmün onanmasına karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK,  Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 29.12.2014 günlü toplantısında; Raportör-Hakim İsmail SARI’nın, başvurunun reddi yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un başvurunun reddi gerektiği, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, G.Ege Kalkınma Ajansında Genel Sekreter olarak görev yapan davacının iş akdinin feshedilerek görevine son verilmesine ilişkin G. Ege Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulunun 27.12.2012 tarihli işlem ile Kalkınma Bakanlığı’nın 31.12.2012 tarih ve 7241 sayılı işleminin hukuka aykırı olduğunu gerekçe göstererek işbu işlemin iptali ve maaş, prim, sosyal kesinti, kıdem ve sair tüm haklarından mahrum kalması sebebiyle doğan zararın davalı GEKA tarafından tazmin edilmek suretiyle davacının görevine iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Anayasa’nın 158. maddesinde,Uyuşmazlık Mahkemesi’nin adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili olduğu belirtilmiş; 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1.maddesinde, “Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir…” hükmü, Yargı Mercilerinin Uyuşmazlık Mahkemesine Başvurmaları başlıklı 19.maddesinde; ‘’ Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.

Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.‘’ denilmiştir. Aynı Yasanın 27. maddesinde ise, Uyuşmazlık Mahkemesinin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yer verilmektedir.

Dosyanın incelenmesinde; Denizli İdare Mahkemesince verilen kararın davada adli yargının görevli olduğuna dair bir görev yönünden red kararı olmasına karşın, davacının adli yargı yerinde açtığı davasında, Denizli 1.İş Mahkemesince, davacının 657 sayılı yasaya tabi statüden kurumunun da onayıyla davalı ajansta yasal prosedür gereği hizmet sözleşmesiyle işe başlatılmışsa da, 5449 sayılı yasanın 18/3.fıkrasında yani özel yasasında iş güvencesinin sağlandığı, ajanstaki görevinin sona ermesinden sonra tekrar önceki kurumunda kariyerine veya durumuna uygun boş bir kadro veya pozisyona en geç 3 ay içerisinde atanacağının düzenlenmesi karşısında 4857 sayılı iş yasasındaki iş güvencesi hükümlerinden yararlandırılmayacağı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” demek suretiyle davanın reddine karar vermiş, işbu karar Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

Görüldüğü üzere, Denizli 1.İş Mahkemesinin kararı, davanın esas yönünden incelendiği ve idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığından, adli ve idari yargı yerleri arasında görev uyuşmazlığı oluştuğundan söz etmek mümkün değildir.

Bu durumda, olayda, 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.

S O N U Ç : 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 29.12.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

Başkan

Serdar

ÖZGÜLDÜR

 

 

 

Üye

Eyüp Sabri

BAYDAR

 

 

 

Üye

Alaittin Ali

ÖĞÜŞ

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

Üye

Ayhan

AKARSU

Üye

Nurdane

TOPUZ

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT