);

Single Blog Title

This is a single blog caption

ÖZET :  Davacı şirket tarafından gümrük mevzuatı uyarınca ithalatı gerçekleştirilen “bebek maması” evsafındaki ticari eşyanın bilahare gümrük müfettişlerince yapılan kontrolünde, ithalat belgesinde belirtilen özellikleri taşımadığı, dolayısıyla noksan tarım fonu payı, bu pay üzerinden de noksan Katma Değer Vergisi verildiği gerekçesiyle davalı gümrük idaresince kesilen ek mali yükümlülük para cezasının hukuka aykırı olduğundan bahisle iptali için açılan davada, adli yargı yerince (Sulh Ceza Mahkemesince) verilen itirazın reddine dair kararın incelenmesinde; Mahkemenin mevzuat uyarınca görevli olmaması, ithalat sırasında davalı idarece anılan ürünün içeriği hakkında herhangi bir rapor düzenlenmemesi, analiz sonuçlarının geriye dönük olarak uygulanması nedenleriyle hukuka uygun düşmediği; idari yargı yerince (Vergi Mahkemesince) verilen işlemin iptaline dair kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla, Adli yargı kararının kaldırılması, idari yargı kararının benimsenmesi suretiyle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİ gerektiği hk

                       T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

HUKUK BÖLÜMÜ

ESAS      NO : 2014 / 923

                    KARAR  NO : 2015 / 848

KARAR  TR  : 28.12.2015

 

ÖZET :  Davacı şirket tarafından gümrük mevzuatı uyarınca ithalatı gerçekleştirilen “bebek maması” evsafındaki ticari eşyanın bilahare gümrük müfettişlerince yapılan kontrolünde, ithalat belgesinde belirtilen özellikleri taşımadığı, dolayısıyla noksan tarım fonu payı, bu pay üzerinden de noksan Katma Değer Vergisi verildiği gerekçesiyle davalı gümrük idaresince kesilen ek mali yükümlülük para cezasının hukuka aykırı olduğundan bahisle iptali için açılan davada, adli yargı yerince (Sulh Ceza Mahkemesince) verilen itirazın reddine dair kararın incelenmesinde; Mahkemenin mevzuat uyarınca görevli olmaması, ithalat sırasında davalı idarece anılan ürünün içeriği hakkında herhangi bir rapor düzenlenmemesi, analiz sonuçlarının geriye dönük olarak uygulanması nedenleriyle hukuka uygun düşmediği; idari yargı yerince (Vergi Mahkemesince) verilen işlemin iptaline dair kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla,

Adli yargı kararının kaldırılması, idari yargı kararının benimsenmesi suretiyle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİ gerektiği hk.

 

 

K   A   R  A  R

  Hüküm Uyuşmazlığının

  Giderilmesini isteyen       : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı adına Ambarlı Gümrük Müdürlüğü

  Vekili                                : Av. R.P.

  Karşı Taraf                       : N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

  Vekili                               : Av. T.K.

O L A Y      : 

I- Davacı  vekilince 11.7.2011 tarihli dava dilekçelerinde aynen “Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından müvekkil N. Gıda Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’ye gönderilen 21.05.2011 tarihli ve 6969, 6978, 6975, 6972, 6981, 6984, 6943, 6953, 6957, 6950, 6966 sayılı Ek Mali Yükümlülük Para Cezası Kararlarında İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23.12.2009 tarih ve 81-92-07, 91- 89-13 sayılı raporuna göre, firmamız adına tescilli İM124354/06.09.2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithali gerçekleştirilen eşyamızın (Bebelac Muzlu Muhallebi) isimli bebek ve çocuk ek besini GTİP’inin 1901.90.99.10 olarak değiştirilmesi ve tarım payı kodunun 7026 olarak belirlenmesi dolayısıyla 2976 sayılı Dış Ticaretin düzenlenmesi Hakkındaki Kanun’un 4. maddesi gereğince hakkımızda çıkarılan 188-TL noksan ek mali yükümlülüğün 2 katı olan para cezalarının Kabahatler Kanununun 17/6 maddesi gereğince 1 ay içinde ödenmesi istenilmektedir.

Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 21.05.2011 tarihli idari para cezası ihbarnamelerinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki;

  1. A) Davalı idare tarafından aynı beyannameye konu ürünün 7001 TKF kodu üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle idari işlem tesis edilmiştir:

Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından, Gümrük Kontrolorü Y.K.T. ve M.M. tarafından tanzimli 23.12.2009 tarih ve 81.92/07.91.89/13 sayılı cevaplı rapora istinaden düzenlenen 14.06.2010 tarih ve “muhtelif’ sayı ile müvekkil aleyhine, davamız konusu beyanname ile aynı mala ilişkin olarak 22 adet TKF ve KDV gelir eksikliği tebligatlarına binaen toplam 6.686,00-TL TKF, 495,00-TL KDV ve 1/4 indirimli 1.237,00-TL’lik 3 kat KDV para cezalarının tamamı herhangi bir itirazda bulunulmaksızın ödenerek dosyalarımız kapatılmıştır.

İlgili kararlarda, daha önce AB (Çek Cumhuriyeti)’den ATR eşliğinde gönderilen (dolayısıyla tüm Avrupa Birliği ülkelerinde 2104.20.00.00.00 GTİP’de işlem görmekte olan ve bu GTİP üzerinden tüm dünya ülkelerine ihraç edilen) ve mevcut içerik belgelerine istinaden 2104.20.00.00.00 GTİP’de “Homojeneize gıda müstahzarı” olarak beyan etmekte olduğumuz “Bebelac Kayısı Ananas Püresi” ve “Bebelac Muzlu Muhallebi” cinsi ürünlerimiz kimyagerlik raporundan geçirilmek suretiyle 1901.10.00.19.00 GTİP’den beyan edilmesi gerektiği ve toplu konut payı kodunun (diğer ismi tarım payı kodu) da 7001 olması gerektiğinden bahisle işlem tesis edilmiştir. Müvekkil tarafından makul bulunan söz konusu kararlara herhangi bir itirazda bulunulmamış olup gerekli ödemeler yapılmış ve o tarihten sonra da ilgili cins ürünler kararlara uygun olarak 1901.10.00.19.00 GTİP ve 7001 TKF üzerinden beyan edilmeye başlanmıştır.

Davalı idare, daha önce kimyagerlik analizi uygulamış olduğu ve bu analizlere göre işlem tesis ettiği ürünlere ilişkin olarak ve dava konusu beyanname ile ithal edilen parti dışında tedarik edilen bir ürün üzerinde 221 no ve 31.10.2009 tarih ile haricen yeniden analiz yaptırtmıştır. Daha önce 1901.10.00.19.00 GTİP ve 7001 TKF kodlu olarak beyan edilmesi gerektiğini belirtilen ürünler, bu kez 1901.90.99.10.00 GTİP ve 7026 TKF kodu üzerinden beyan edilmesi gerektiğinden bahisle dava konusu kararlar tesis edilmiştir.

Davalı idarenin, aynı beyanname konusu ürün hakkında iki farklı rapor dolayısıyla iki farklı GTİP ve TKF numarası öngörerek birbiriyle çelişen iki farklı idari para cezası uygulaması hukuka aykırıdır. Kanaatimizce, öncelikle çelişkiyi gidermek yönünde inceleme başlatılarak konuyu açıklığa kavuşturacak şekilde kapsamlı bir analize başvurulması ve bu analiz sonucuna göre nihai kararın verilerek tarafımıza tebliği gerekirdi.

  1. B) Dava konusu karara dayanak tahlil sonucunun hatalı olduğu kanaatindeyiz:

Dava konusu idari para cezasının uygulanması gerektiğini belirten Kontrolör M.M. tarafından hazırlanmış bulunan rapor, kontrolörün isteği üzerine haricen “Bebelac Kayısı Ananas Püresi” ve “Bebelac Muzlu Muhallebi” isimli ürünlerimiz üzerinde 31.10.2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı raporuna göre gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki söz konusu tahlil tutanağı tarafımıza tebliğ edilmemiş olup, hangi ürün üzerinden hangi tutanakla alındığı ve nasıl tahlil edildiği hususu tarafımızca anlaşılamamış bulunmaktadır. Bu yüzden davalı İdare tarafından ileride Sayın Mahkemenize sunulması halinde itiraz hakkımızı ayrıca saklı tutuyoruz.

Diğer taraftan, davaya konu ürünler gerek müvekkil tarafından gerekse davalı İdare tarafından müteaddit kereler kimyagerlik tahliline tabi tutulmuştur, ekte de sunmakta olduğumuz işbu örnek tahlil raporlarından da anlaşılacağı üzere, ilgili ürünler her defasında, %7,00, %7,40, %7,6 oranlarında şeker tespit edilmiş olup bu itibarla tarım payı kodları da her seferinde 7001 olarak belirlenmiş ve dolayısıyla bu tarım payı koduna istinaden 8,80 EUR/lOOkg üzerinden toplu konut payı ödemesi gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Kanaatimizce, sayın Kontrolör M.M. tarafından haricen istenilen tahlil yanlış ürünler üzerinden yaptırılmış ve/veya ilgili tahlil hatalı olarak gerçekleştirilmiştir.

Nitekim, aynı ticari tanımlı ürünlerimizin daha sonraki işlemler için yapılan tahliller sonucu belirlenen tarım payı kodunun (TPK:7001), ilk yapılanlarla aynı olarak (TPK:7001) olarak tespit edilmesi de bu karışıklığın en önemli kanıtı olarak değerlendirilmelidir.

  1. C) Sayın mahkeme’den dava konusu ürün üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak GTİP ve TPK kodlarının tespit edilmesini talep ederiz:

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, gerek müvekkil gerekse davalı İdare tarafından yıllardır aynı kimyagerlik nezdinde yaptırılagelmekte olan tahlil raporları ile davaya konu işleme dayanak teşkil ettiği belirtilen tahlil raporu arasında ciddi bir çelişki bulunmaktadır.

Aynı kimyagerlik tarafından, aynı ürün üzerinde yaptırılan tahlillerin birbiriyle çelişecek şekilde sonuçlar verdiği göz önüne alınarak, bundan sonra ilgili ürüne uygulanması gereken GTİP ve TPK kodlarının belirlenmesi amacıyla, Sayın Mahkemenizden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ederiz…

Sonuç ve İstem :Yukarıda arzedilen ve res’en nazara alınacak diğer nedenlerle, yasal her türlü hakkımız saklı kalmak kaydı ile;

1- Öncelikle ilgili ürün yönünden ayrıntılı ve kapsamlı bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava konusu ürünlerin GTİP ve TPK kodlarının Sayın Mahkemenizce tespitine karar verilmesini,

2- İdare tarafından düzenlenen 21.05.2011    tarihli ceza ihbarnamelerine itirazımızın kabul edilerek, mezkur kararın iptaline karar verilmesini,

3- Yargılama masrafları ve ücret-i vekaletin davacı    taraflara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz” denilmek suretiyle adli yargı yerinde dava açılmıştır.

Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi, 25.10.2011 gün ve Değişik İş No: 2011/1027 sayı ile, “Başvurunun usulden kabulüne, Başvuru dilekçelerinin bir örneğinin karşı taraf Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne tebliği ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili kurumca başvuru konusu idari yaptırımlara ilişkin işlem dosyalarının tamamının onaylı örneklerinin mahkememize gönderilmesi, idari para cezalarının itiraz edene hangi tarihte tebliğ edildiğinin mahkememize bildirilmesi ve itiraza ilişkin cevap dilekçelerinin mahkememize gönderilmesinin istenmesine, cevap dilekçesi  geldiğinde bir örneğinin itiraz edene varsa vekiline tebliğine, bu nedenle incelemenin 23.12.2011 günü saat 09:30’a bırakılmasına” karar vermiş, aynı mahkemenin 23.12.2011 günlü 1. celsesinde “Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılarak tahlil için alınan numune ürünlerin mahkemelerine gönderilmesinin istenilmesine, bu nedenle incelemenin 9.3.2012 günü saat 9:22’ye bırakılmasına karar vermiştir.

  Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 13.1.2012 günlü cevabi yazısında “Söz konusu beyannamelerin ithalat işlemleri 2010 yılında gerçekleştiğinden ve tahlil için alınan numuneler tahlil sırasında tüketildiğinden müdürlüğümüzde bulunmamaktadır.”denilmiştir.

Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 9.3.2012 günlü 2. celsesinde  “İtiraz eden vekiline tebligat çıkarılarak tahlil yapıldığı tarihte şirketleri tarafından başka bir laboratuara yaptırılmış tahlil raporu bulunup bulunmadığının, varsa inceleme gününe kadar mahkememize sunmasının istenilmesine, bu nedenle incelemenin 01.06.2012 günü saat 10:30’a bırakılmasına” karar vermiştir.

BÜYÜKÇEKMECE 4. SULH CEZA MAHKEMESI; 1.6.2012 gün ve Değişik İş No: 2011/1027 sayı ile, “İtiraz eden vekili tarafından Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 21/05/2011 tarih, 6969 sıra nolu 3.792,00TL, aynı tarihli 6978 sıra nolu 9,35TL, aynı tarihli 6975 sıra nolu 320,00TL, aynı tarihli 6972 sıra nolu 400,00TL, aynı tarihli 6981 sıra nolu 172,00TL, aynı tarihli 6984 sıra nolu 928,00TL, aynı tarihli 6943 sıra nolu 2.568,00TL, aynı tarihli 6953 sıra nolu 2.788,00TL, aynı tarihli 6957 sıra nolu 8.476,00TL, aynı tarihli 6950 sıra nolu 3.278,00TL, aynı tarihli 6966 sıra nolu 376,00TL ‘lik idari yaptırımların usul ve yasaya aykırı bir şekilde haksız yere ceza tutanakları düzenlendiğini bu tutanakların iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Başvurular usulden kabul edilerek duruşma açılmaksızın yapılan incelemede, itiraz dilekçeleri ekleri ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilmiş olup; karşı taraf olan Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 21/05/2011 tarih, 6969 sıra nolu 3.792,00TL, aynı tarihli 6978 sıra nolu 9,35TL, aynı tarihli 6975 sıra nolu 320,00TL, aynı tarihli 6972 sıra nolu 400,00TL, aynı tarihli 6981 sıra nolu 172,00TL, aynı tarihli 6984 sıra nolu 928,00TL, aynı tarihli 6943 sıra nolu 2.568,00TL, aynı tarihli 6953 sıra nolu 2.788,00TL, aynı tarihli 6957 sıra nolu 8.476,00TL, aynı tarihli 6950 sıra nolu 3.278,00TL, aynı tarihli 6966 sıra nolu 376,00TL ‘lik idari yaptırımlara ilişkin tüm bilgi, belge ve dosya kapsamı incelenmiş, ithal edilen mamalar üzerinde numune alınarak tahlil yapıldığı, tahlil sonucunda mamanın içeriğine göre KDV farkı olduğunun anlaşılması üzerine KDV farkı için idari para cezası uygulandığı, idari para cezalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla itirazların reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesisi uygun görülmüştür.

Hüküm : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Başvuruların REDDİNE,” karar vermiş, bu karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. 

II- Davacı vekilince 19.08.2011 günlü dava dilekçesinde aynen “Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından müvekkil N. Gıda Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’ye gönderilen 3 adet kararda İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23.12.2009 tarih ve 81 -92-07,91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30.10.2010 tarihli 221 sayılı kimyagerlik raporuna göre, firmamız adına tescilli IM91544/06.07.2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithali gerçekleştirilen eşyamızın (Bebelac Muzlu Muhallebi isimli bebek ve çocuk ek besini) tarım payı kodunun 7006 olarak belirlenmesi dolayısıyla hakkımızda 200,00 TL Tarım Koruma Fonu ve buna isabet eden 16-TL KDV farkının 3 katı olan 48,00(65,00) TL KDV para cezası ile 2976 sayılı Dış Ticaret Düzenlenmesi Hakkındaki Kanunun 4. maddesi gereğince hakkımızda çıkarılan 200,00-TL noksan ek mali yükümlülüğün 2 katı olan 400,00 TL TKF para cezasının 1 ay içinde ödenmesi istenilmektedir.’

Yukarıda belirtilen 3 adet karara karşı 21.06.2011 tarihinde Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde itirazda bulunulmuş olup, itirazlarımızın üzerinden 30 günlük süre geçmiş olmasına rağmen tarafımıza idare tarafından olumlu ya da olumsuz herhangi bir cevap verilmemiş olduğundan huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olmuştur.

Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün yukarıda belirtilen işlemlere konu ihbarnamesinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki;

A- Davalı idare tarafından, aynı ürünün 7001 TKF kodu üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle idari işlem tesis edilmiştir:

Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından, Gümrük Kontrolorü Y.K.T. ve M.M. tarafından tanzimli 23.12.2009 tarih ve 81.92/07.91.89/13 sayılı cevaplı rapora istinaden düzenlenen 14.06.2010 tarih ve “muhtelif’ sayı ile müvekkil aleyhine, davamız konusu beyannamenin de içinde bulunduğu 22 adet TKF ve KDV gelir eksikliği tebligatlarına binaen toplam 6.686,00-TL TKF, 495,00-TL KDV ve l/4 indirimli 1.237,00-TL’lik 3 kat KDV para cezalarının tamamı herhangi bir itirazda bulunulmaksızın ödenerek dosyalarımız kapatılmıştır.

İlgili kararlarda, daha önce AB (Çek Cumhuriyeti)’den ATR eşliğinde gönderilen (dolayısıyla tüm Avrupa Birliği ülkelerinde 2104.20.00.00.00 GTİP’de işlem görmekte olan ve bu GTÎP üzerinden tüm dünya ülkelerine ihraç edilen) ve mevcut içerik belgelerine istinaden 2104.20.00.00.00 GTİP’de “Homojeneize gıda müstahzarı” olarak beyan etmekte olduğumuz “Bebelac Kayısı Ananas Püresi” ve “Bebelac Muzlu Muhallebi” cinsi ürünlerimiz kimyagerlik raporundan geçirilmek suretiyle 1901.10.00.19.00 GTİP’den beyan edilmesi gerektiği ve toplu konut payı kodunun (diğer ismi tarım payı kodu) da 7001 olması gerektiğinden bahisle işlem tesis edilmiştir. Müvekkil tarafından makul bulunan söz konusu karârlara herhangi bir itirazda bulunulmamış olup gerekli ödemeler yapılmış ve o tarihten sonra da ilgili cins ürünler kararlara uygun olarak 1901.10.00.19.00 GTÎP ve 7001 TKF üzerinden beyan edilmeye başlanmıştır.

Davalı idare, daha önce kimyagerlik analizi uygulamış olduğu ve bu analizlere göre işlem tesis ettiği ürünlere ilişkin olarak ve dava konusu beyanname ile ithal edilen parti dışında tedarik edilen bir ürün üzerinde 221 no ve 30.10.2010 târih ile haricen yeniden analiz yaptırtmıştır. Daha önce 1901.10.00.19.00 GTÎP ve 7001 TKF kodlu olarak beyan edilmesi gerektiğini belirtilen ürünler, bu kez 1901.90.99.10.00 GTİP ve 7006 TKF kodu üzerinden beyan edilmesi gerektiğinden bahisle dava konusu kararlar tesis edilmiştir.

Davalı idarenin, aynı beyanname hakkında iki farklı rapor dolayısıyla iki farklı GTİP ve TKF numarası öngörerek birbiriyle çelişen iki farklı idari para cezası uygulaması hukuka aykırıdır. Kanaatimizce, öncelikle çelişkiyi gidermek yönünde inceleme başlatılarak konuyu açıklığa kavuşturacak şekilde kapsamlı bir analize başvurulması ve bu analiz sonucuna göre nihai kararın verilerek tarafımıza tebliği gerekirdi.

B- Dava konusu karara dayanak tahlil sonucunun hatalı olduğu kanaatindeyiz:

Dava konusu idari para cezasının uygulanması gerektiğini belirten Kontrolör M.M. tarafından hazırlanmış bulunan rapor, kontrolörün isteği üzerine haricen “Bebelac Kayısı Ananas Püresi” ve “Bebelac Muzlu Muhallebi” isimli- ürünlerimiz üzerinde 30.10.2010 tarih ve 221 sayı ile gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki söz konusu tahlil tutanağı tarafımıza tebliğ edilmemiş olup, hangi ürün üzerinden hangi tutanakla alındığı ve nasıl tahlil edildiği hususu tarafımızca anlaşılmamış bulunmaktadır. Bu yüzden davalı İdare tarafından ileride Sayın Mahkemenize sunulması halinde itiraz hakkımızı ayrıca saklı tutuyoruz.

Diğer taraftan, davaya konu ürünler gerek müvekkil tarafından gerekse davalı İdare tarafından müteaddit kereler kimyagerlik tahliline tabi tutulmuştur, ekte de sunmakta olduğumuz işbu örnek tahlil raporlarından da anlaşılacağı üzere, ilgili ürünler her defasında, %7,00, %7,40, %7,6 olanlarında şeker tespit edilmiş olup bu itibarla tarım payı kodları da her seferinde 7001 olarak belirlenmiş ve dolayısıyla bu tarım payı koduna istinaden 8,80 EUR/l00 kg üzerinden toplu konut payı ödemesi gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Kanaatimizce, sayın Kontrolör M.M. tarafından haricen istenilen tahlil yanlış ürünler üzerinden yaptırılmış ve/veya ilgili tahlil hatalı olarak gerçekleştirilmiştir.

Nitekim, aynı ticari tanımlı ürünlerimizin daha sonraki işlemler için yapılan tahliller sonucu belirlenen tarım payı kodunun (TPK:7001) ilk yapılanlarla aynı olarak (TPK:7001) olarak tespit edilmesi de bu karışıklığın en önemli kanıtı olarak değerlendirilmelidir.

C- Sayın mahkeme’den dava konusu ürün üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak GTİP ve TPK kodlarının tespit edilmesini talep ederiz:

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, gerek müvekkil gerekse davalı İdare tarafından yıllardır aynı kimyagerlik nezdinde yaptırılagelmekte olan tahlil raporları ile davaya konu işleme dayanak teşkil ettiği belirtilen tahlil raporu arasında ciddi bir çelişki bulunmaktadır.

Aynı kimyagerlik tarafından, aynı ürün üzerinde yaptırılan tahlillerin birbiriyle çelişecek şekilde sonuçlar verdiği göz önüne alınarak, bundan sonra ilgili ürüne uygulanması gereken GTİP ve TPK kodlarının belirlenmesi amacıyla Sayın Mahkemenizden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ederiz…

Sonuç ve İstem :Yukarıda arzedilen ve res’en nazara alınacak diğer nedenlerle, yasal her türlü hakkımız saklı kalmak kaydı ile;

Öncelikle ilgili ürün yönünden ayrıntılı ve kapsamlı bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava konusu ürünlerin GTİP ve TPK kodlarının Sayın Mahkemenizce tespitine karar verilmesini,

İdare tarafından düzenlenen 30.05.2011 tarih ve 39921 sayılı TKF ve buna isabet eden KDV gelir eksikliği taahhuku kararı, 21.05.2011 tarih ve 6970 sayılı KDV para cezası kararı ve 21.05.2011 tarih ve 6972 sayılı TKF idari para cezası kararlarının iptaline karar verilmesini,” arz ve talep ederiz denilmek suretiyle idari yargı yerinde dava açılmıştır.

Davalı T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Ambarlı Gümrük Müdürlüğünce, Vergi Mahkemesi kayıtlarına giren cevap dilekçesinde aynen “Müdürlüğümüzce N. Gıda Ürünleri San. ve Tic. A. Ş. firması adına tescilli 06.07.2010 tarihli 91544 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyalarla ilgili olarak, Müsteşarlığımız Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünden alınan 28.03.2011 tarihli 4591 sayılı yazıda; beyanname eki 11.06.2010 tarihli, 10420782 sayılı fatura kapsamı 112647 kodlu “BEBELAC BANANA PUDDING 6X125 GR”  ticari isimli eşya 1901.10.00.19.00 beyan edilip 7001 tarım payı kodu tespit edilerek 8.80 EUR/100 kg. üzerinden toplu konut fonu (tarım Payı) uygulanarak ithal işleminin tamamlandığı; Gümrük Kontrolörü Y.K.T. ve M.M. tarafından Müdürlüğümüz teftişi sonucunda düzenlenen 23.12.2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı Cevaplı Raporun incelenmesi sonucunda 112647 kodlu “BEBELAC BANANA PUDDING 6X125 GR” ticari isimli eşyanın İstanbul Gümrük Bölge Lab. Müd. analiz için gönderildiği bahsi geçen laboratuvarca düzenlenen 30.10.2009 tarihli, 221 sayılı raporda ithal konusu ürünün “malt hülasası; tarifenin başka yerinde belirtilmeyen veya yer almayan esasına un, hububatın öğütülmesinden elde edilen küçük parçalar, kaba un, nişasta veya malt hülasını teşkil eden gıda müstahzarları; tarifenin başka yerinde belirtilmeyen veya yer almayan esasına 04.01 ila 04.04 pozisyonlarında yer alan maddeler teşkil eden gıda müztahzarları; Diğerleri; Diğerleri; Diğerleri; esasının 04.01 ila 04.04 pozisyonlarında yer alan maddeler teşkil edenler” olarak belirtildiğinin görüldüğü belirtilerek, anılan 221 sayılı Rapor doğrultusunda 1901.90.99.10.00 GTİP’te sınıflandırılan 112647 kodlu “BEBELAC BANANA PUDDING 6X125 GR” ticari isimli eşyanın meursing tablo uygulamasına yönelik tarım payına esas alınacak parametrelerinin süt yağı %0, süt proteini %1,0, nişasta/glikoz %5,9, sak/inv. Şek/izoglikoz %6,99 olarak belirlendiği belirtilmiş olup, bu nedenle söz konusu ürüne ilişkin tarım payı ve bu nedenle doğacak KDV’nin tahsili ile KDV farkı için cezai işlem yapılması gerektiği bildirilmiştir.

İstanbul Bölge Laboratuarının bahsi geçen raporunda belirtilen oranların kod numaralarını gösterir Bilişim Tablosuna (Meursing Tablosu) tatbiki sonucu “BEBELAC BANANA PUDDING 6X125 GR” ticari isimli eşyanın tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın 11,08 EUR/100kg olması gerektiği; bu nedenle beyannamede beyan edilen GTİP ile tespit edilen GTİP arasında vergi farkı bulunmadığı için tarife değişikliği ile ilgili olarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 241/1 inci maddesinin tatbik edilmesi ile fark 2,28 (EURO/l00 kg) oranındaki TPFO’nun tatbik edilmesi sonucu ortaya çıkan gelir eksikliğinin takip ve tahsili ile ayrıca 4458 Gümrük Kanunu’nun 193/3 üncü maddesi ile 2976 sayılı Dış Ticaret Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi ve 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 51 inci maddesi gereğince işlem yapılması talimatlandırılmış olup, söz konusu talimat uyarınca Müdürlüğümüzce 39921 sayılı 30.05.2011 tarihli ek tahakkuk 6970-6972 sayılı, 21.05.2011 tarihli, KDV-TKF Para Cezası Kararları düzenlenerek yükümlüsüne tebliğ edilmiş olup, vekilince itiraz edilmesi üzerine dosya Başmüdürlüğümüze intikal ettirilmiştir.

Malumları olduğu üzere, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 3 üncü maddesinde gümrük vergileri tanımlanmış, 15 inci maddesînde de gümrük vergilerinin, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihte yürürlükte olan gümrük tarifesine göre hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 197/2 nci maddesi; “Yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1 inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligat, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılır.”

193/3 üncü maddesi; “Beyan sahibinin hatalı beyanı sonucu hiç alınmadığı veya noksan alındığı tespit edilen gümrük vergilerine, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarih ile vergilerin kesinleştiği tarih arasındaki süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre tespit edilen gecikme zammı oranında faiz uygulanır. Gümrük vergilerinin kesinleşmesinden önce ödenmek istenmesi durumunda faiz, ödeme tarihine kadar hesaplanarak vergiler ile birlikte tahsil edilir.”

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 48 inci maddesinin 1 inci paragrafında “bu kanuna göre vergisi ödenmeden veya eksik ödenerek yurda sokulan eşyaların hiç alınmamış veya eksik alınmış Katma Değer Vergisi hakkında Gümrük Kanunu’ndaki esaslara göre işlem yapılır.” hükmünü içermektedir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 232 nci maddesi; “Bu Kısmın İkinci Bölüm hükümlerine göre gümrük vergileri ile birlikte alınması gereken para cezaları bu vergiler ile aynı zamanda karara bağlanarak tebliğ edilir ve aynı zamanda ödenir.”

234/1 inci maddesi; Serbest dolaşıma giriş rejimine veya geçici muafiyet düzenlenmesine tabii tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;

  1. a) 15 inci maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda ve vergilendirilmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan gümrük vergisi ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken gümrük vergisi arasındaki fark %5’i aştığı takdirde, gümrük vergisinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınır.”

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20/3 üncü, maddesi: “Nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır.”

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 51 inci maddesi de; “Mükelleflerin ithalde beyan ettikleri matrahla tahakkuk veya inceleme yapanların ve yahut teftişe yetkili kılınanların bulundukları matrahlar üzerinden hesaplanan vergi farkları hakkında Gümrük Kanunu uyarınca gümrük vergisindeki esaslar dairesinde ceza uygulanır.” hükmündedir.

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunu’nun 4 üncü maddesinde; Bakanlar Kurulu Kararıyla tahsil edilen ek mali yükümlülükleri (Toplu Konut Fonu) yerine getirmeden ithalat, ihracat veya diğer dış ticaret işlemlerini gerçekleştirenler noksan mali yükümlülüğün (Toplu Konut Fonunun) iki katı para cezasına çarptırılır.” hükmüne amirdir.

Müdürlüğümüzce yapılan işlemde kanun ve mevzuat çerçevesinde yasal bir isabetsizlik görülmemiştir.

Sonuç ve talep : Yukarıda açıklanan ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerden dolayı davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.”denilmiştir.

İSTANBUL 1. VERGİ MAHKEMESİ : 28.11.2011 gün ve E: 2011/1549, K: 2011/4064 sayı ile, “ Dava, davacı şirket tarafından, adına tescilli 06.07.2010 tarih ve 91544 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi tahakkuku ile tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 4.maddesi uyarınca kesilen para cezası ve katma değer vergisi para cezalarına ilişkin olarak yaptığı itiraz başvurularının zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 07.10.2009 tarihinde yürürlüğe giren 18.06.2009 tarih ve 5911 sayılı Kanunla değişik 8’inci ve 9’uncu maddelerinde; gümrük vergileri deyiminin ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü, gümrük yükümlülüğü deyiminin, yükümlünün gümrük vergilerini ödemesi zorunluluğunu, ithalat vergileri deyiminin eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükümlülükler olduğu hükme bağlanmıştır.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun ithalatta Matrah başlıklı 21.maddesinde; ithal edilen malın gümrük vergisi tarhına esas olan kıymeti gümrük vergisinin kıymet esasına göre alınmaması veya malın gümrük vergisinden muaf olması halinde sigorta ve navlun bedelleri dahil (CİF) değeri, bunun belli olmadığı hallerde malın gümrükçe tespit edilecek değeri, b) İthalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar, c) Gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödemelerin toplamı olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun Düzeltme İşlemleri başlıklı 48.maddesinde; bu Kanuna göre vergisi ödenmeden veya eksik ödenerek yurda sokulan eşyaların hiç alınmamış veya eksik alınmış Katma Değer Vergileri hakkında Gümrük Kanunundaki esaslara göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234’üncü maddesinde; serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda 15’inci maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan gümrük vergisi ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken gümrük vergisi arasındaki fark %5’i aştığı takdirde, gümrük vergisinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınacağı hüküm altına alınmıştır.

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 4.maddesinde; Bakanlar Kurulu kararıyla tahsil edilen ek mali yükümlülükleri yerine getirmeden ithalat, ihracat veya diğer dış ticaret işlemlerini gerçekleştirenler, noksan ek mali yükümlülüğün iki katı para cezasına çarptırılacakları düzenlenmiştir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 197.maddesinin 2.fıkrasında; yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1 .fıkrada belirlenen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı belirtilmiştir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242.maddesinin 3.fıkrasında; kişilerin, düzeltme taleplerine ilişkin kararlara, idari kararlara, gümrük vergilerine ve cezalara karşı on beş gün içinde kararı alan gümrük idaresinin bağlı bulunduğu gümrük başmüdürlüğü nezdinde itirazda bulunabilecekleri, hükmü yer almıştır

Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket adına tescilli gümrük giriş beyannameleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 23.12.2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı Cevaplı Rapor ile “Bebelac Banana Pudding 6×125 Gr” isimli ticari eşya üzerinde İstanbul Bölge Laboratuarında yapılan analizi sonucu düzenlenen 30.10.2009 tarih ve 221 sayılı Raporla; ithal konusu ürünün “malt hülasası, tarifenin başka bir yerinde belirtilmeyen veya yer almayan esasını un, hububatın öğütülmesinden elde edilen küçük parçalar, kaba un, nişasta veya malt hülasasını teşkil eden gıda müstahzarları tarifenin başka yerinde belirtilmeyen veya yer almayan esasını 04.01 ila 04.04. Pozisyonunda yer alan maddeler teşkil eden gıda müstahzarları, Diğerleri, Diğerleri, esasını 04.01 ila 04.04. Pozisyonunda yer alan maddeler teşkil edenler olarak belirlendiği, yapılan analiz sonucu eşyanın GTİP’inin 1901.90.99.10.00 olduğu ve eşyanın meursing tablo uygulamasına yönelik tarım fonu payına esas alınacak parametlerinin süt yağı %0, süt proteini %1,0, nişasta/glikoz %5,9, sak/inv. Şek./izoglikoz %6,99 olarak belirlenerek tarım fonu payının beyan edilen 1901.10.00.19.00 GTİP’inde 7001 değil, 7006 olarak belirlendiği ve tespit uyarınca söz konusu beyannameye ilişkin olarak yapılan tarım fonu payı, pay üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve gümrük vergilerine bağlı olarak kesilen gümrük para cezalarının davacı şirket tarafından itiraz edilmeksizin ödendiği, tespitler uyarınca davacı şirket adına tescil edilen diğer beyannamelerde incelenerek aynı isimli ticari eşyanın bulunduğu beyannameler için tarım fonu payı ve katma değer vergisi tahakkukunun yapıldığı anlaşılmaktadır.

İthal edilen eşyalar için hangi vergi oranlarının uygulanacağı, söz konusu eşyalarının dahil bulunduğu tarife ve istatistik pozisyonunun belirlenmesini gerektirmektedir. Söz konusu belirleme ile ilgili sorun, hukuksal olup, Gümrük Giriş Tarife Cetveli İzahnamesindeki açıklamalar dikkate alınmak suretiyle çözümlenebilecek niteliktedir.

Davada ortaya çıkan hukuksal sorunların, davaya bakan idari yargı yerince, yargıçların bilgi ve deneyimleriyle çözümlenmesi ise Yargılama Hukukunun temel kuralıdır.

Gümrük Giriş Tarife Cetveli incelendiğinde; 19.faslın 19.01 pozisyonunun, “malt hülasası, tarifenin başka bir yerinde belirtilmeyen veya yer almayan esasına un, hububatın öğütülmesinden elde edilen küçük parçalar, kaba un, nişasta veya malt hülasası teşkil eden gıda müstahzarları (içinde kakao bulunmayanlar veya tamamın yağının alınması esasına göre hesaplanan içindeki kakao miktarı ağırlık itibariyle %40’dan az olanlar); tarifenin başka yerinde belirtilmeyen veya yer almayan esasını 04.01 ila 04.04. pozisyonunda yer alan maddeler teşkil eden gıda müstahzarları (içinde kakao bulunmayanlar veya tamamen yağının alınması esasına göre hesaplandığında içindeki kakao miktarı ağırlık itibariyle %5’den az olanlar)nı kapsadığı, alt açılımlarının, 1901.10 pozisyonunda; “-Çocukların beslenmesinde kullanılan müstahzarlar (perakende satılacak hale getirilmiş), 1901.20 pozisyonunda “-19.05 pozisyonunda yer alan ekmekçi mamüllerinin hazırlanmasında kullanılan karışımlar ve hamurlar”, 1901.90 pozisyonunda “-Diğerleri” olduğu, 1901.10 pozisyonunun altı açılımlarının Esasını 04.01 ila 04.04 pozisyonunda yer alan maddeler teşkil edenler”, “— Diyet Mamaları”, 1901.10.00.19.00 pozisyonunda “-­– Diğerleri” olduğu, 1901.90 pozisyonunun altı açılımlarının; “– Malt hülasası”, “– Diğerleri” olduğu, “– Diğerleri” açılımının alt açılımlarının “— Katı süt yağı, sakkaroz, izoglikoz veya nişasta içermeyen veya %1,5’dan az katı süt yağı, %5 sakkaroz (invert şeker dahil) veya izoglikoz, %5 glikoz veya nişasta içerenler (04.01. ila 04.04 pozisyonlarındaki ürünlerin toz halindeki gıda müstahzarları hariç) ve “— Diğerleri” olduğu, “— Diğerleri” pozisyonunun alt açılımlarının ise 1901.90.99.10.00 pozisyonunda “—– Esasını 04.01 ila 04.04 pozisyonunda yer alan maddeler teşkil edenler” olduğu anlaşılmaktadır.

Anılan Cetvelin, Tarifenin Yorumu İle İlgili Genel Kurallar başlıklı bölümünde yer alan, 3’üncü maddesinin (a) fıkrasında; eşyayı en özel şekilde tanımlayan pozisyonun, daha genel şekilde tanımlayan pozisyona göre öncelik alacağı; 6’ncı maddede ise, yasal amaçlar için, eşyanın bir pozisyonun alt pozisyonlarında sınıflandırılmasının, sadece aynı seviyedeki alt pozisyonların mukayese edilebilirliği dikkate alınarak, bu alt pozisyonlardaki şartlar ile bu pozisyonla ilgili alt pozisyon notlarına ve gerekli değişiklikler yapılmış olarak, tarifenin yorumu ile ilgili diğer kurallara göre saptanacağı belirtilmiş olup; buna göre, tek, iki veya daha fazla sayıdaki (-,– vb gibi) tirelerin sırasıyla esas alınması, bir eşyanın tarifedeki yerinin tespitinde aynı sayıdaki tireleri içeren alt açılımların birbiri ile mukayese edilmesi; eşyanın özellikleri dikkate alınarak tek tireli açılımdaki yeri tespit edildikten sonra, iki veya daha fazla tireli ayrımlara geçilmek suretiyle, 12 haneli pozisyonunun tespitinin yapılması gerekmektedir.

Gümrük giriş beyannamesine konu eşya üzerinde yapılan analiz sonucunda düzenlenen raporda; ürünün içindeki şeker oranın %7,0 olduğu, mükellef tarafından beyan edilen 1901.10.00.19.00 GTİP’inde olduğu ve tarım fonu payına ilişkin kodun 7001 olduğu belirlenmiştir. Benzer nitelikteki ürünler için düzenlenen analiz raporlarında da tarım fonu payına ilişkin kodun 7001 olduğu belirlenmiştir. Aynı ürün üzerinde 15.09.2010 tarihinde yapılan analiz sonucu düzenlenen raporda; ürünün içindeki şeker oranın %7,4 olduğu, mükellef tarafından beyan edilen 1901.10.00.19.00 GTİP’inde olduğu ve tarım fonu payına ilişkin kodun da yine aynı şekilde 7001 olduğu belirlenmiştir. Aynı ürün üzerinde 07.04.2011 tarihinde yapılan analiz sonucu düzenlenen raporda; ürünün içindeki şeker oranın %7,2 olduğu, mükellef tarafından beyan edilen 1901.10.00.19.00 GTİP’inde olduğu ve tarım fonu payına ilişkin kodun da yine aynı şekilde 7001 olduğu belirlenmiştir. Belirtilen analiz raporlarından 15.09.2010 tarihli, 21.10.2009 tarihli ve 07.04.2011 tarihli olanları gümrük müfettişleri tarafından hazırlattırılan 30.10.2009 tarihli analiz raporunu düzenleyen 4 kimyager içinde yer alan kimyagerlerden Engin Barış Alkan ve Esen Öner tarafından Ambarlı Gümrük Müdürlüğü ve Erenköy Gümrük Müdürlüğünün istemi üzerine hazırlanmıştır.

Dava konusu “Bebelac Banana Pudding 6×125 Gr” isimli ticari eşya çocukların beslenmesinde kullanılan ve perakende satışa hazır hale getirilmiş müstahzar niteliğinde olduğundan, gümrük müdürlüğüne bağlı kimyagerler tarafından, gümrük kontrolörleri tarafından yaptırılan analizden öncesinde ve sonrasında düzenlenen analiz raporlarında bu yönde tespitler yapıldığından, gümrük müfettişleri tarafından hazırlanan raporu esas alan 30.10.2009 tarihli raporunda ürünün içeriğinde tespit edilen madde ve miktarlarına yer verilse de ürün içeriğine ilişkin raporda yapılan tespitler ürünün GTİP’in belirlenmesinde öncelikli olarak çocukların beslenmesinde kullanılan ve perakende satışa hazırlanmış gıda müstahzarı olması niteliğini değiştirmeyeceğinden ve ürünün GTİP’inin belirlenerek öncelikli olarak çocukların beslenmesinde kullanılan ve perakende satış hazır gıda müstahzarı olup olmadığına bakılması, ürünün bu sınıflandırmaya dahil olmaması halinde alt açılımlarından olan Diğerleri; Diğerleri; Diğerlerine bakılması gerektiğinden, uyuşmazlık konusu eşya bu özelliği nedeniyle 1901.10.00.19.00 GTİP’inde sınıflandırılarak tarım fonu payı kodunun 7001 olması gerekmektedir.

Bu durumda dava konusu ticari eşyanın 1901.10.00.19.00 GTIP pozisyonunda olduğu sonucuna varıldığından, davacı adına yapılan tarım fonu payı, katma değer vergisi tahakkuku ve para cezalarına vaki itirazların reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline” karar vermiş, bu karar davalı idarece  temyiz edilmiştir.

İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ : 02.04.2012 gün ve E: 2012/1598, K: 2012/6522 sayı ile, “Karar aynı gerekçe ve nedenlerle Mahkememizce de uygun görülmüş olup, itiraza ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, itirazın reddine ve kararın onanmasına” karar vermiş, davalı idare vekilince kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.

İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ : 21.09.2012 gün ve E:2012/12503, K:2012/14014 sayı ile, “Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54/1. maddesinde öngörülen karar düzeltme sebeplerinden hiçbirini içermediğinden anılan talebin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, karar düzeltme kararının reddine,” karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.

Davalı idare vekilince Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına sunulmak üzere Vergi Mahkemesi Başkanlığına başvuruda bulunulmuştur.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK: Davalı idare vekilince “İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 01/06/2012 tarihli, 2011/1027 D.İş sayılı kararından sonra aynı işlem kapsamında İstanbul 1. Vergi Mahkemesi’nin 28.11.2011 gün ve E: 2011/1549, K: 2011/4064 Sayılı Kararının kanun yolları da tüketilerek kesinleşmesi sonucunda ortaya çıkan hüküm uyuşmazlığının giderilmesi istemi.

Tarafımızca       21.05.2011 tarih, 6972 sıra nolu Ek Mali Yükümlülük (TKF) Para Cezasına karşı, davacı tarafça İstanbul Büyükçekmece 4.Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz edilmiş olup, anılan Mahkemece 01/06/2012 tarihli, 2011/1027 D. İş sayılı Kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

Aynı Para Cezasına karşı bu defa davacı firma N. Gıda Ürünleri San. Ve Tic. A.Ş. idari itirazda bulunmuş, Bölge Müdürlüğümüzce itirazın reddine karar verilmiştir. Red kararı neticesinde İstanbul 1. Vergi Mahkemesinde açılan davada yerel mahkeme 28.11.2011 gün ve E:2011/1549, K:2011/4064 sayılı kararıyla idari işlemin iptaline karar vermiş, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi de itiraza ilişkin başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde 02.04.2012 gün E:2012/1598, K:2012/6522 sayılı kararı ile yerel mahkeme kararını onamıştır. İdaremiz tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş ancak İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 21.09.2012 gün, E:2012/12503, K:2012/14014 sayılı kararıyla bu talebin reddine karar vermiştir.

Yukarıda bahsettiğimiz kesinleşen mahkeme kararları nedeniyle hangi mahkeme hükmünün uygulanacağı konusunda tereddüt hasıl olduğundan söz konusu hüküm uyuşmazlığının giderilmesini 2247 sayılı Kanunun ilgili maddeleri gereğince talep zorunluluğu doğmuştur.

Sonuç ve istem: Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi ile ortaya çıkan hüküm uyuşmazlığının giderilmesini arz ve talep ederim.”denilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunulmuştur.

Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasanın 24 ve 16. maddeleri uyarınca ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI: “Hüküm Uyuşmazlığına Konu Edilen Kararlar: İstanbul 1.Vergi Mahkemesinin 28.11.2011 gün ve E:2011/1549, K:2011/4064 sayılı kararı ile Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 1.6.2012 tarih ve 2011/1027 Değişik İş Nolu kararı.

İnceleme : Davacı adına tescilli 6.7.2010 gün ve 91544 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle, 1901.10.00.19.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda, 2010 yılında uygulanan İthalat Rejimi Kararına ekli III sayılı liste uyarınca, 7001 tarım payı kodu tespit edilip 8.80 Euro/100 kg. toplu konut fonu payı ödenerek beyan ve ithal edilen eşyanın, 1901.90.99.10.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda, anılan listede, 7006 tarım payı kodunda değerlendirilerek 11.08 Euro/100 kg. toplu konut fonu payına tabi olduğundan bahisle tahakkuk ettirilen toplu konut fonu payı ile fon payının matrahına ilavesi suretiyle tahakkuk ettirilen katma değer vergisine ve fon payı ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın zımnen reddine dair işlemleri iptal eden mahkeme kararı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 02.04.2012 gün E:2012/1598, K:2012/6522 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı Mahkemenin 21.09.2012 gün, E:2012/12503, K:2012/14014  sayılı kararıyla karar düzeltme istemi reddedilmek suretiyle kesinleşmiştir.

Davacı vekili tarafından uyuşmazlık konusu 6.7.2010 gün ve 91544 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen toplu konut fonu payı üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasının kaldırılması istemiyle Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinde açılan dava anılan mahkemenin 1.6.2012 gün ve 2011/1027 Değişik İş Nolu kararıyla reddedilmiş, verilen bu karar da 3.7.2012 tarihinde kesinleşmiştir.

Usule İlişkin İnceleme :

İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için; öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun ile değişik 24’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.

Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:

Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,

Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,

Her iki kararın da kesinleşmiş olması,

Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,

Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,

Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.

Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda da davanın esasının hükme bağlandığı anlaşılmıştır.

Davacı şirket adına tescilli 6.7.2010 gün ve 91544 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen toplu konut fonu payı ile fon payının matraha ilavesi suretiyle tahakkuk ettirilen katma değer vergisini ve fon payı ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın zimnen reddine ilişkin işlemin idari yargıda verilen karar ile iptal edilmesine karşılık; adli yargıda anılan serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamı eşyalar nedeniyle tahakkuk ettirilen toplu konut fonu payı üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla, anılan kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği; bu duruma göre, söz konusu adli ve idari yargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Hüküm Uyuşmazlığının Esasının İncelenmesi :

Uygulama ve öğreti’de kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler, “idari işlem” herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de “idari eylem” olarak tanımlanmaktadır.

Gerek uygulama, gerekse öğreti’de, idari işlem; idarenin kamu hizmetinin yürütümü amacıyla ve tek yanlı irade açıklamasıyla tesis etmiş olduğu kesin ve yürütülmesi gerekli işlemler olarak tanımlanmış, bu tanıma göre, idari yargı yerlerinde iptal davasına konu edilecek hukuksal işlemlerin, öncelikle, kamu idaresinin işlemi olması, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla tesis edilmiş olması, kamu idaresinin tek yanlı irade açıklamasına dayanması ve nihayet kesin ve icrai nitelikte (yürütülmesinin gerekli) olması gerekmektedir.

İdari yargıda yerini almış olan Vergi Mahkemelerinin görevleri; kuruluş kanunu olan 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesinde sayılmış, bu maddede Vergi Mahkemelerinin a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, b) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları, c) bendinde de, Diğer Kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hüküm altına alınmıştır.

4458 sayılı Gümrük Kanununun 15’inci maddesinin 1 ‘inci fıkrasında, gümrük vergilerinin gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihte yürürlükte olan gümrük tarifesine göre hesaplanacağı; 3’üncü fıkrasının (c) bendinde, gümrük tarifesinin, Türk Gümrük Tarifesinin kapsadığı eşyaya uygulanacak gümrük vergi oranlarını; 6’ncı fıkrasında da; eşyanın tarife pozisyonunun belirlenmesi deyiminden, (kural olarak) söz konusu eşyanın girdiği Türk Gümrük Tarife Cetvelinin alt pozisyonunun belirlenmesinin anlaşılacağı; 7’nci fıkrasında ise, Gümrük Tarife Cetveli, İzahnamesi ve eşya fihristinin, idari ve kazai uygulamalarda esas tutulacağı hüküm altına alınmıştır.

4458 sayılı Kanunun anılan maddesinde de belirtildiği üzere, gümrük vergilerine esas teşkil eden gümrük tarife ve istatistik pozisyonu, ithal edilen eşyaya ilişkin olarak tespit edilir. Yani bizzat ithal edilen eşyanın özellikleri ve nitelikleri itibariyle hangi pozisyonda yer aldığı tespit edilir ve buna göre vergilendirme yapılır. Sırf eşyanın ismine bakılarak gümrük tarife ve istatistik pozisyonunun tespiti mümkün değildir. İlgililerin eşyaya farklı isimler vererek gümrük vergilerinden kaçınması mümkün olmadığı gibi, eşyanın özelliklerine bakılmadan ve başkaca araştırma yapılmadan sırf isminden yola çıkılarak gümrük tarife ve istatistik pozisyonunun tespiti ve bu şekilde vergilendirilmesi de mümkün değildir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı adına tescilli 6.7.2010 gün ve 91544 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle, 1901.10.00.19.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda, 2010 yılında uygulanan İthalat Rejimi Kararına ekli III sayılı liste uyarınca, 7001 tarım payı kodu tespit edilip 8.80 Euro/100 kg. toplu konut fonu payı ödenerek beyan ve ithal edilen eşyanın, 1901.90.99.10.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda, anılan listede, 7006 tarım payı kodunda değerlendirilerek 11.08 Euro/100 kg. toplu konut fonu payına tabi olduğundan bahisle tahakkuk ettirilen toplu konut fonu payı ile fon payının matrahına ilavesi suretiyle tahakkuk ettirilen katma değer vergisine ve fon payı ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın zımnen reddine dair işlemlerin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

4458 sayılı Gümrük Kanununun 15’inci maddesinin 1 ‘inci fıkrası, 3’üncü fıkrasının (c) bendi, 6’ncı fıkrası ve 7’nci fıkrası hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; gümrük vergilerine esas teşkil eden gümrük tarife ve istatistik pozisyonunun, ithal edilen eşyanın özellikleri ve nitelikleri itibariyle tespit edileceği ve buna göre vergilendirme yapılacağı, sadece eşyanın ismine bakılarak gümrük tarife ve istatistik pozisyonunun tespitinin mümkün olmadığı; olayda, ithale konu eşyanın bileşenleri ve içeriği hakkında bir inceleme yapılmadan sadece aynı isimli ve aynı kod numaralı eşya hakkındaki tespitlerden hareketle tesis edilen işlemde isabet görülmediğinden tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Sonuç:

İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 1.6.2012 gün ve 2011/1027 Değişik İş Nolu kararıyla İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28.11.2011 gün ve E: 2011/1549, K: 2011/4064 sayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna;

İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 1.6.2012 gün ve 2011/1027 Değişik İş Nolu kararının; 21.5.2011 tarih ve 6972 sayılı 400,00 TL tutarında toplu konut fonu üzerinden hesaplanan para cezasına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına;

İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28.11.2011 gün ve E: 2011/1549, K: 2011/4064 sayılı kararının kabulüne;

Bu surette hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklinde yazılı düşünce vermiştir.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI : “ İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin  28.11.2011 gün ve E: 2011/1549, K: 2011/4064 karar sayılı kararı.

Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 28/03/2011 tarihli ve 4591 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM91544 sayılı ve 06/07/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80 Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın ise 11.08 EUR/l00 kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 06/07/2010 tarihli ve 91544 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28.11.2011 gün ve E: 2011/1549, K: 2011/4064 sayılı kararına, Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 02.04.2012 tarih ve 2012/1598-6522 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı Mahkemenin 21.09.2013 tarih ve 2012/12503-14014 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6972 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2944 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

Mevzuat Yönünden İnceleme:

İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için; öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun ile değişik 24’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.

Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:

a-Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,

b-Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,

c-Her iki kararın da kesinleşmiş olması,

d-Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,

e-Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,

Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.

Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş; konusu, dava sebebi ve tarafları aynı olan kararların bulunduğu ve her iki kararda da davanın esasının hükme bağlandığı anlaşılmıştır.

Ancak, İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesince verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği ve yargı yollarının tüketilip tüketilmediği konusunun ayrıca incelenmesinde fayda bulunmaktadır.

Bilindiği gibi, 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun “Müeyyide” kenar başlıklı 4. maddesinde “Bakanlar Kurulu kararıyla tahsil edilen ek mali yükümlülükleri yerine getirmeden ithalat, ihracat veya diğer dış ticaret işlemlerini gerçekleştirenler, noksan ek mali yükümlülüğün iki katı para cezasına çarptırılırlar.” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, 4458 sayılı Gümrük Kanununun “Vergi Kaybına Neden Olan İşlemlere Uygulanacak Cezalar” kenar başlıklı 234. maddesinde ise;

“1- Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;

  1. a) 15 inci maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri arasındaki fark %5’i aştığı takdirde, ithalat vergilerinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınır.
  2. b) Kıymeti üzerinden ithalat vergilerine tabi eşyanın beyan edilen kıymeti, 23 ila 31 inci maddelerde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde, bu noksanlığa ait ithalat vergilerinden başka vergi farkının üç katı para cezası alınır.
  3. c) Satış birimine göre miktar itibarıyla %5’i geçmeyen bir fark ile maddi hesap hatasından doğan noksan kıymet beyanlarında, bu farklara ait ithalat vergilerinden başka vergi farkının yarısı tutarında para cezası alınır.

2- Dâhilde işleme rejimi, gümrük kontrolü altında işleme rejimi ve tam muafıyetli geçici ithalat rejimi hükümlerine tabi eşyaya ilişkin olarak yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; birinci fıkrada belirtilen farklılıkların tespiti durumunda aynı fıkrada öngörülen cezaların yarısı kadar para cezası alınır.

3- Yukarıda belirtilen aykırılıkların gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibince bildirilmesi durumunda söz konusu cezalar yüzde onbeş nisbetinde uygulanır.

4- Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri için yukarıda belirtilen cezalara ilişkin hükümler uygulanmaz. Bu gibi hallerde, 241 inci maddenin birinci fıkra hükmüne göre işlem yapılır.

5- 194 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca doğan gümrük yükümlülüğü kapsamında ödenmesi gereken ithalat vergilerinin anılan maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen tarihe kadar hiç ödenmemiş veya eksik ödenmiş olduğunun gümrük idarelerince yapılan kontrol sonucunda tespit edildiği durumda, ödenmesi gereken ithalat vergilerinin söz konusu dördüncü fıkrada belirtilen faizi ile birlikte tahsilinin yanı sıra, yükümlüsü hakkında bu vergilerin dörtte biri tutarında para cezasına hükmedilir. Bu fıkrada belirtilen hiç ödenmeyen veya eksik ödenen ithalat vergilerinin yükümlüsünce gümrük idaresinin tespitinden önce bildirilmesi durumunda bu cezaya hükmedilmez. 194 üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca işlem yapmakla yetinilir.

6- Bir ila üçüncü fıkralara göre verilen cezalar 241 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen miktardan az olamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.

Bunun dışında 4458 sayılı Kanunun itirazlar bölümünde yer alan 242. maddesinde yer alan;

“1- Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir.

2- İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir.

3- İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.

4- İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir.”; hükümleri ile yükümlülere tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı yapılacak itirazların esas ve usullerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Yukarıda belirtilen yasa hükümleri dikkate alındığında; somut olayda, davalı idare tarafından 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi yollamasıyla, 4458 sayılı Kanunun 234. maddesi uyarınca verilen 21/05/2011 tarih ve 6972 sıra nolu 400 TL tutarındaki para cezasının “ek mali yükümlülüğün (TKF)” tahsiline ilişkin para cezası olması ve bu nitelikteki para cezasına yönelik itirazın da 4458 sayılı Kanunun 242. maddesi uyarınca idari yargı yerine yapılmasının gerektiği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, davacı vekilinin yaptığı itiraz üzerine sulh ceza mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, dosya üzerinden yazılı biçimde karar verilmesi, hukuki değerden yoksun niteliktedir.

Bu anlamda ilgili yasa hükümlerine değinmek gerekirse;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümlerin düzenlendiği “Görev” kenar başlıklı 3. maddesinde;

“(1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.

(2) Barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda yer alan askerî mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirâk halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adlî yargı mahkemeleri tarafından yapılır.” hükmüne;

“Re’sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık” kenar başlıklı 4. maddesinde;

(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.

(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.” hükmüne;

“Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu” kenar başlıklı 5. maddesinde ise;

“(1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.

Bunların dışında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Kanun yararına bozma” kenar başlıklı 309. maddesinde ise;

(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

(4) Bozma nedenleri:

(a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

(b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

(c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

(d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.” hükümleri yer almaktadır.

Anılan yasa hükümleri gereğince hüküm uyuşmazlığı koşullarının oluşabilmesi için hükmün görevli yargı merciinde verilmiş olması esastır. Bir başka anlatımla, görevli olmayan bir yargı merciinin vermiş olduğu esasa ilişkin karar, hukuki değerden yoksun olduğu ve kesinleşmediği için uyuşmazlık istemine de konu edilemeyecektir.

Öte yandan, görevli olmadığı değerlendirilen sulh ceza mahkemesince verilen kararın kesinleşmemesi sebebiyle de, 5271 sayılı Kanunun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması hususunda takdir ve değerlendirme için Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi mümkün görülmektedir.

Sonuç:

Yasal mevzuat ve açıklanan nedenler karşısında; 2247 sayılı Kanunun 24. maddesinin birinci fıkrası kapsamında hukuki değere haiz kesinleşmiş bir karar bulunmadığından, hüküm uyuşmazlığı istemi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği değerlendirilmektedir.

Gereği takdirlerinize sunulur.” yönünde düşünce vermiştir.

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 28.12.2015 günlü toplantısında:

1-İLK İNCELEME: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 26.10.2015 günlü toplantısında, dosyanın usul yönünden incelenmesi sonunda;

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun ile değişik 24’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.

Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:

a-Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,

b-Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,

c-Her iki kararın da kesinleşmiş olması,

d-Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,

e-Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,

Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.

Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları her iki kararda da davanın esasının hükme bağlandığı anlaşılmıştır.

  1. a)Ortada, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş kararlar bulunmaktadır.
  2. b)Davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı adına Ambarlı Gümrük Müdürlüğünce 21.05.2011 günlü 6969, 6978, 6975, 6972, 6981, 6984, 6943, 6953, 6957, 6950, 6966 sıra nolu ek mali yükümlülük (TKF) Para Cezasına karşı adli yargı ve idari yargı yerlerinde davalar açılmış olup görülen bu davalarda konu aynı olduğu gibi, dava nedeni ve taraflar da aynıdır.
  3. c)Her iki yargı kolunda açılan davalar da derecattan geçerek kesinleşmiştir.
  4. d)Sözkonusu kararlarda davanın esası hükme bağlanmıştır.

(e) Vergi Mahkemesince “ Davacı adına tescilli 06.07.2010 tarih ve 91544 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle, 1901.10.00.19.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda uygulanan İthalat Rejimi Kararına ekli III sayılı liste uyarınca, 7001 tarım payı kodu tespit edilip 8.80 Euro/100 kg. toplu konut fonu payı ödenerek beyan ve ithal edilen eşyanın, 1901.90.99.10.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonunda, anılan listede, 7006 tarım payı kodunda değerlendirilerek 11.08 Euro/100 kg. toplu konut fonu payına tabi olduğundan bahisle tahakkuk ettirilen toplu konut fonu payı ile fon payının matrahına ilavesi suretiyle tahakkuk ettirilen katma değer vergisine ve fon payı ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın zımnen reddine dair işlemleri; 4458 sayılı Gümrük Kanununun olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 15’inci maddesinin 1 ‘inci fıkrası, 3’üncü fıkrasının (c) bendi, 6’ncı fıkrası ve 7’nci fıkrası hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, gümrük vergilerine esas teşkil eden gümrük tarife ve istatistik pozisyonunun, ithal edilen eşyanın özellikleri ve nitelikleri itibariyle tespit edileceği ve buna göre vergilendirme yapılacağı, sadece eşyanın ismine bakılarak gümrük tarife ve istatistik pozisyonunun tespitinin mümkün olmadığı; olayda, ithale konu eşyanın bileşenleri ve içeriği hakkında bir inceleme yapılmadan sadece aynı isimli ve aynı kod numaralı eşya hakkındaki tespitlerden hareketle tesis edilen işlemlerde isabet görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olmasına karşılık, 21.5.2011 günlü ve aynı 6969, 6978, 6975, 6972, 6981, 6984, 6943, 6953, 6957, 6950, 6966 sıra nolu Ek Mali Yükümlülük  (TKF) Para Cezası Kararlarının iptali istemiyle adli yargı yerinde açıldığı açık olan davada, Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesince “ithal edilen mamalar üzerinde numune alınarak tahlil yapıldığı, tahlil sonucunda mamanın içeriğine göre KDV farkı olduğunun anlaşılması üzerine KDV farkı için idari para cezası uygulandığı, idari para cezalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla itirazların reddine” karar verilmiş olup; davalı idarece tesis edilmiş olan Ek Mali Yükümlülük  (TKF) Para Cezası Kararlarının yargı yerlerince verilmiş olan iptal ve ret kararları nedeniyle, infaz edilebilme olanağının kalmadığı anlaşılmaktadır.

Belirtilen nedenlerle, davanın Ek Mali Yükümlülük  (TKF) Para Cezası Kararları yönünden,

1- İstanbul 1. Vergi Mahkemesi ile Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi kararları arasında 2247 sayılı Yasanın 24. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından HÜKÜM UYUŞMAZLIĞI  BULUNDUĞUNA,

2- 2247 sayılı Yasanın 25. maddesinde yer alan “Hukuk alanındaki hüküm uyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, Danıştay Yargılama Usulünün bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasını da karara bağlar.” ve “Uyuşmazlık Mahkemesi hüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerinde inceleyerek karara bağlar. Gerekli görüldüğü hallerde veya istek üzerine tarafları dinleyebilir.” şeklindeki  birinci ve üçüncü fıkra hükümleri uyarınca;

  2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Tebligat Ve Cevap Verme” başlıklı 16. maddesine göre Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe ve eklerinin karşı tarafa (NUMİL GIDA ÜRÜNLERİ SANAYİ ve TİCARET A.Ş.), yasal süre olan 30 gün içinde cevap verilmek üzere TEBLİĞİNE,  26.10.2015 tarihinde OYBİRLİĞİ İLE karar verilmiştir.

Bunun üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmiş; N. Gıda Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından yasal süresi içinde verilen cevap dilekçesinde, Adli Yargı Kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Diğer yandan 2247 sayılı Yasanın 24 ve 16. maddeleri uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının dosyanın esası hakkındaki düşüncesi istenilmiştir.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: Mahkememizin 2014/916, 917, 918, 919, 920, 921, 922, 923, 924, 925 ve 926 Esas sayılı dosyalarında “… HÜKÜMLERİN İNCELENMESİ: 1) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 21/03/2011 tarihli ve 4268 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM157183 sayılı ve 09/11/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7026, uygulanması gereken oranın ise 11.08EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 09/11/2010 tarihli ve 157183 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1555-4882 sayılı kararma, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/9524-13946 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 07/03/2013 tarih ve 2013/1787-3285 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6943 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2938 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

2) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 28/03/2011 tarihli ve 4664 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM129317 sayılı ve 16/09/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7026, uygulanması gereken oranın ise 30.81 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 16/09/2010 tarihli ve 129317 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1556-4881 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/10662-13980 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 07/03/2013 tarih ve 2013/1767-3288 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6953 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2946 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

3) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 18/03/2011 tarihli ve 4218 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM104442 sayılı ve 29/07/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7026, uygulanması gereken oranın ise 30.81 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 29/07/2010 tarihli ve 104442 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1557-4886 sayılı kararına, Danıştay nezdinde yapılan itirazın Danıştay 7. Dairesinin 24/01/2013 tarih ve 2012/3819, 2013/316 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı Dairenin 26/11/2013 tarih ve 2013/4205-6596 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6957 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Miidürlüğü’nün 12/03/2014 tarihli ve 12272 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

4-Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 28/03/2011 tarihli ve 4636 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM128178 sayılı ve 15/09/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7026, uygulanması gereken oranın ise 30.81 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 15/09/2010 tarihli ve 128178 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1558-4880 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/10649-13974 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 07/03/2013 tarih ve 2013/1789-3286 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6950 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 17/06/2014 tarihli ve 2937 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

5) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 29/03/2011 tarihli ve 4778 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM124352 sayılı ve 06/09/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7026, uygulanması gereken oranın ise 30.81 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 06/09/2010 tarihli ve 124352 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1567-4875 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/9540-13981 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 07/03/2013 tarih ve 2013/1726-3283 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6969 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2943 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

6) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 11/03/2011 tarihli ve 3871 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM62346 sayılı ve 03/07/2009 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7026, uygulanması gereken oranın ise 30.81 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 03/07/2009 tarihli ve 62346 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1568-4885 sayılı kararına, Danıştay nezdinde yapılan itirazın Danıştay 7. Dairesinin 24/01/2013 tarih ve 2012/3981, 2013/315 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı Dairenin 26/11/2013 tarih ve 2013/4204-6602 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6978 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2941 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

7) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 11/03/2011 tarihli ve 3869 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM91201 sayılı ve 09/09/2009 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın ise 11.08 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 09/09/2009 tarihli ve 91201 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1548-4063 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 02/04/2012 tarih ve 2012/1597-6509 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/12491-14010 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6975 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2938 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

8) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 28/03/2011 tarihli ve 4591 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM91544 sayılı ve 06/07/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın ise 11.08 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 06/07/2010 tarihli ve 91544 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1549-4064 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 02/04/2012 tarih ve 2012/1598-6522 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/12503-14014 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6972 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2944 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

9) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 28/03/2011 tarihli ve 4672 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM15118 sayılı ve 04/02/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın ise 11.08 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 04/02/2010 tarihli ve 15118 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1550-4065 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 02/04/2012 tarih ve 2012/842-6500 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/12502-14002 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6981 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2940 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

10) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 28/03/2011 tarihli ve 4639 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM26683 sayılı ve 03/03/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın ise 11.08 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 03/03/2010 tarihli ve 26683 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1551-4066 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 02/04/2012 tarih ve 2012/1599-6521 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/12632-14012 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6984 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2942 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

11) Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 21/03/2011 tarihli ve 4267 sayılı yazısı gereğince Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gönderilen kararlarda, İstanbul Gümrük Bölge Laboratuvar Müdürlüğü’nün 23/12/2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı yazılarına dayalı olarak 30/10/2010 tarihli ve 221 sayılı raporuna istinaden, adı geçen firma adına tescilli IM124354 sayılı ve 06/09/2010 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile 7001 tarım payı kodu tespitiyle 8.80Euro/100 toplu konut payı ödenerek beyan ve ithali gerçekleştirilen “bebek ve çocuk besininin” tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın ise 11.08 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek uygulanması istenen fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesine ilişkin işlemlere yönelik Ambarlı Gümrük Müdürlüğü nezdinde yapılan itirazın zımnen reddedildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirket tarafından; şirket adına tescilli 06/09/2010 tarihli ve 124354 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın GTİP’in yanlış beyan edildiğinden bahisle adına yapılan tarım fonu payı, tarım fonu payı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve tarım fonu payı üzerinden 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince kesilen para cezası ile katma değer vergisi üzerinden kesilen gümrük para cezasına yapılan itirazın idare tarafından zımnen reddine dair işlemleri iptal eden İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1552-4067 sayılı kararına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın adı geçen mahkemenin 02/04/2012 tarih ve 2012/2119-6504 sayılı kararı ile reddedildiği, bu hükme yönelik karar düzeltme talebinin de, aynı mahkemenin 21/09/2012 tarih ve 2012/12633-14011 sayılı kararıyla reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmüştür.

Yine davacı vekilinin serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen 21/05/2011 tarihli ve 6966 sıra nolu toplu konut fonu para cezası üzerinden hesaplanan “ek mali yükümlülük para cezasının” kaldırılmasına yönelik İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazın da, adı geçen mahkemenin 01/06/2012 tarih ve 2011/1027 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği ve yapılan tebligata rağmen süresi içinde itiraz edilmediği için bu kararın da 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 17/06/2014 tarihli ve 2944 sayılı yazısı ile yukarıda anılan farklı yargı yerlerinde verilip kesinleşen kararlardan hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebinde bulunulmuştur.

MEVZUAT VE ESAS YÖNÜNDEN İNCELEME:

İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için; öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun ile değişik 24’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.

Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:

a-Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,

b-Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,

c-Her iki kararın da kesinleşmiş olması,

d-Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,

e-Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,

Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.

Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş; konusu, dava sebebi ve tarafları aynı olan kararların bulunduğu ve her iki kararda da davanın esasının hükme bağlandığı ve yargı yollarının tüketildiği anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık Mahkemesinin 2014/916, 917, 918, 919, 920, 921, 922, 923, 924, 925, 926 Esas sayılı dosyalarının 26/10/2015 tarihinde yapılan müzakeresinde İstanbul 6. Vergi Mahkemesi ve 1. Vergi Mahkemesi ile Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin kararları arasında 2247 sayılı Kanunun 24 maddesi koşullarının oluştuğu kabul edilmekle uyuşmazlık konuları ile ilgili esas yönünden görüş bildirilmesi yoluna gidilmiştir.

Somut olayda, davacı şirket adına kayıtlı serbest dolaşıma giriş beyannameleri kapsamı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen toplu konut fonu payı ile fon payının matraha ilavesi suretiyle tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ve fon payı ve katma değer vergisi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin idari yargıda verilen karar ile iptal edilmesine karşılık, adli yargıda serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamı eşyalar nedeniyle tahakkuk ettirilen toplu konut payı üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, söz konusu kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin imkansız hale geldiği ve kararlar arasında hüküm uyuşmazlığının bulunduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un ” Vergi Mahkemelerinin Görevleri” kenar başlıklı 6. maddesinde, ”Vergi mahkemeleri:/ a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,/ b) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları,/ c) Diğer kanunlarla verilen işleri,/ Çözümler.” hükümlerine yer verilmiştir.

Ayrıca, 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun “Müeyyide” kenar başlıklı 4. maddesinde “Bakanlar Kurulu kararıyla tahsil edilen ek mali yükümlülükleri yerine getirmeden ithalat, ihracat veya diğer dış ticaret işlemlerini gerçekleştirenler, noksan ek mali yükümlülüğün iki katı para cezasına çarptırılırlar.” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, 4458 sayılı Gümrük Kanununun “Gümrük Tarifesi ve Eşyanın Tarife Pozisyonlarına Ayrılması” kenar başlıklı 15. maddesinde “1. Gümrük vergileri, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihte yürürlükte olan gümrük tarifesine göre hesaplanır.

2.Eşya ticaretine ilişkin özel hükümlerle belirlenmiş diğer önlemler, gerektiği takdirde, söz konusu eşyanın tarife pozisyonuna göre uygulanır.

3.Gümrük Tarifesi:

  1. a) Bakanlar Kurulunca kabul edilen Türk Gümrük Tarife Cetvelini,
  2. b) Tamamen veya kısmen Türk Gümrük Tarife Cetveline dayanan veya bu cetvele alt açılımlar ekleyen ve eşya ticaretine ilişkin tarife önlemlerinin uygulanması için tespit edilen diğer cetvelleri,

c)Türk Gümrük Tarifesinin kapsadığı eşyaya uygulanacak;

– Gümrük vergi oranlarını,

– Tarım politikası veya tarım ürünlerinin işlenmesi sonucu elde edilen bazı ürünlere uygulanan özel düzenlemeler çerçevesinde alınan ithalat vergilerini,

  1. d) Türkiye’nin bazı ülkeler veya ülke grupları ile yaptığı tercihli bir tarife uygulaması gerektiren anlaşmalarda yer alan tercihli tarife uygulamalarını,
  2. e) Türkiye tarafından tek taraflı olarak bazı ülkeler, ülke grupları veya toprak parçaları için tanınan tercihli tarife uygulamalarını,
  3. f) İthalat vergilerinde, bazı eşyaya şartlı olarak uygulanacak muafiyet veya indirim uygulamalarını,
  4. g) Yukarıdakilerin dışında kalan diğer tarife uygulamalarını,

Kapsar.

4.Sabit oranlı vergilendirmeye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, 3 üncü fıkranın (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen koşulları taşıyan eşyanın ithalinde, beyan sahibi (c) bendinde belirtilen tarife yerine (d), (e) ve (f) bentleri hükümlerinin uygulanmasını isteyebilir. Gerekli koşulların yerine getirilmesi halinde, söz konusu talep gümrük işlemlerinin tamamlanmasından veya eşyanın tesliminden sonra da yapılabilir.

5.Bu maddenin 3 üncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen belirli bir ithalat hacmi ile sınırlandırılmış tarife uygulamaları;

  1. a) Tarife kotalarının söz konusu olduğu durumlarda, tespit edilen ithalat hacmi sınırına ulaşıldığında,
  2. b) Tarife tavanlarının söz konusu olduğu durumlarda ise Bakanlar Kurulu Kararı ile,

Sona erer.

6.Eşyanın tarife pozisyonunun belirlenmesi deyiminden, yürürlükteki hükümlere uygun olarak, söz konusu eşyanın girdiği;

  1. a) Türk Gümrük Tarife Cetvelinin veya 3 üncü fıkranın (b) bendinde öngörülen diğer cetvelin alt açılımlarının,
  2. b) Tamamen veya kısmen Türk Gümrük Tarifesine dayanan ya da bu tarife cetveline alt açılımlar ekleyen ve özel alanlara ait eşya ticaretine ilişkin tarife dışı önlemlerin uygulanması amacıyla Bakanlar Kurulu Kararı ile oluşturulan bir diğer cetvelin alt açılımlarının,

Belirlenmesi anlaşılır.

7.Gümrük Tarife Cetveli, izahnamesi ve eşya fihristi, Müsteşarlıkça hazırlanır ve Resmi Gazetede yayımlanır. Bu şekilde yayımlanan metinler idari ve kazai uygulamalarda esas tutulur.” hükümleri yer almaktadır.

Diğer taraftan, 4458 sayılı Gümrük Kanununun ”Vergi Kaybına Neden Olan İşlemlere Uygulanacak Cezalar” kenar başlıklı 234. maddesinde ise;

”1. Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;

  1. a) 15 inci maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri arasındaki fark %5 ‘i aştığı takdirde, ithalat vergilerinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınır.
  2. b) Kıymeti üzerinden ithalat vergilerine tabi eşyanın beyan edilen kıymeti, 23 ila 31 inci maddelerde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde, bu noksanlığa ait ithalat vergilerinden başka vergi farkının üç katı para cezası alınır.
  3. c) Satış birimine göre miktar itibarıyla %5’i geçmeyen bir fark ile maddi hesap hatasından doğan noksan kıymet beyanlarında, bu farklara ait ithalat vergilerinden başka vergi farkının yarısı tutarında para cezası alınır.

2.Dâhilde işleme rejimi, gümrük kontrolü altında işleme rejimi ve tam muafiyetli geçici ithalat rejimi hükümlerine tabi eşyaya ilişkin olarak yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; birinci fıkrada belirtilen farklılıkların tespiti durumunda aynı fıkrada öngörülen cezaların yarısı kadar para cezası alınır.

3.Yukarıda belirtilen aykırılıkların gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibince bildirilmesi durumunda söz konusu cezalar yüzde onbeş nisbetinde uygulanır.

4.Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri için yukarıda belirtilen cezalara ilişkin hükümler uygulanmaz. Bu gibi hallerde, 241 inci maddenin birinci fıkra hükmüne göre işlem yapılır.

5.194 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca doğan gümrük yükümlülüğü kapsamında ödenmesi gereken ithalat vergilerinin anılan maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen tarihe kadar hiç ödenmemiş veya eksik ödenmiş olduğunun gümrük idarelerince yapılan kontrol sonucunda tespit edildiği durumda, ödenmesi gereken ithalat vergilenin söz konusu dördüncü fıkrada belirtilen faizi ile birlikte tahsilinin yanı sıra, yükümlüsü hakkında bu vergilerin dörtte biri tutarında para cezasına hükmedilir. Bu fıkrada belirtilen hiç ödenmeyen veya eksik ödenen ithalat vergilerinin yükümlüsünce gümrük idaresinin tespitinden önce bildirilmesi durumunda bu cezaya hükmedilmez. 194 üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca işlem yapmakla yetinilir.

6.Bir ila üçüncü fıkralara göre verilen cezalar 241 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen miktardan az olamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıda belirtilen yasa hükümleri dikkate alındığında; gümrük vergilerine esas teşkil eden gümrük tarife ve istatistik pozisyonu, ithal edilen eşyanın özellikleri ve nitelikleri itibarıyla tespit edilerek vergilendirme yoluna gidilir. Eşyanın sadece ismi esas alınarak gümrük tarife ve istatistik pozisyonunun tespiti ve eşyanın vergilendirilmesi mümkün görülmemektedir. Somut olaylarda, ithali yapılan eşyaların madde özellikleri ve içerikleri hakkında araştırma ve inceleme yoluna gidilmeden, aynı ismi ve kodu taşıyan eşyalar hakkındaki daha önceki tespitler esas alınarak işlem kurulması yukarıda açıklanan yasa hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

SONUÇ:

1) İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1555-4882 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1556-4881 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1557-4886 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1558-4880 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1567-4875 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1568-4885 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1548-4063 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1549-4064 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1550-4065 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1551-4066 karar sayılı kararı; İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararı ile İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1552-4067 karar sayılı kararı;

Arasında hüküm uyuşmazlığının bulunduğunun kabulüne,

2) İstanbul Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/06/2012 gün ve 2012/1027 değişik iş sayılı kararında toplu konut fonu üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davaların toplu olarak reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına,

3) İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1555-4882 karar sayılı; İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1556-4881 karar sayılı; İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1557-4886 karar sayılı İstanbul 6.Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1558-4880 karar sayılı; İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1567-4875 karar sayılı; İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve 2011/1568-4885 karar sayılı; İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1548-4063 karar sayılı; İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1549-4064 karar sayılı; İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1550-4065 karar sayılı; İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1551-4066 karar sayılı; İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28/11/2011 tarihli ve 2011/1552-4067 karar sayılı;

Kararlarının benimsenmesine,

Karar verilmesi suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesinin mümkün olduğu düşünülmektedir.

Gereği takdirlerinize sunulur.” yönünde düşünce vermiştir.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgili Başsavcıların düşünce yazıları, dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarca verilen dilekçe ve ekleri ile Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın hazırladığı rapor okunup incelendikten; 2247 sayılı Yasa’nın 25. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sözlü açıklama için önceden belirlenen 28.12.2015 gününde, istemde bulunan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Hukuk Müşaviri M.Ü. ve karşı taraf N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili Av. A.Ö.’in sözlü açıklamaları dinlendikten ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın  yazılı düşünceleri doğrultusundaki açıklamaları alındıktan sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Hüküm uyuşmazlığına esas teşkil eden ve davada çözümü gereken sorun, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı İstanbul Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü, Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 21.5.2011 gün ve 6972 sayılı Ek Mali Yükümlülük (TKF) Para Cezası Kararının iptali istemidir.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 193/3. maddesinde;

“Beyan sahibinin hatalı beyanı sonucu hiç alınmadığı veya noksan alındığı tespit edilen gümrük vergilerine, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarih ile vergilerin kesinleştiği tarih arasındaki süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre tespit edilen gecikme zammı oranında faiz uygulanır. Gümrük vergilerinin kesinleşmesinden önce ödenmek istenmesi durumunda faiz, ödeme tarihine kadar hesaplanarak vergiler ile birlikte tahsil edilir.” denilmiş,

2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun “Müeyyide” başlıklı 4. maddesinde;

“ Bakanlar Kurulu kararıyla tahsil edilen ek mali yükümlülükleri yerine getirmeden ithalat, ihracat veya diğer dış ticaret işlemlerini gerçekleştirenler, noksan ek mali yükümlülüğün iki katı para cezasına çarptırılırlar.” denilmiş,

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun “Matrah Farklarına Uygulanacak İşlemler” başlıklı 51. maddesinde;

 “Mükelleflerin ithalde beyan ettikleri matrahla tahakkuk veya inceleme yapanların veyahut teftişe yetkili kılınanların buldukları matrahlar üzerinden hesaplanan vergi farkları hakkında Gümrük Kanunu uyarınca Gümrük Vergisindeki esaslar dairesinde ceza uygulanır.” denilmiş,

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 3/8. maddesinde;

 “Gümrük Vergileri” deyiminin, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin yada ihracat vergilerinin tümünü kapsadığı açıklanmış,

Yine aynı Kanunun 197/2. maddesinde; “Yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1 inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebliğat gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılır. Şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak dava açılması zaman aşımını durdurur.”;

  1. maddesinde; “1. Bu Kısmın İkinci Bölüm hükümlerine göre gümrük vergileri ile birlikte alınması gereken para cezaları bu vergiler ile aynı zamanda karara bağlanarak tebliğ edilir ve aynı zamanda ödenir.
  2. (Ek: 28/3/2013-6455/7 md.)Konusu ve yükümlüsünün aynı olması, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık bulunması şartıyla; birden fazla işleme veya beyannameye ilişkin gümrük vergileri ve para cezalarına tek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenebilir. (1)
  3. Bu Kanun uyarınca idari yaptırım kararları gümrük idarelerinin amirleri veya yardımcıları tarafından verilir.”

( (1) 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve mevcut ikinci fıkra üçüncü fıkra olarak teselsül ettirilmiştir.)

Vergi Kaybına Neden Olan İşlemlere Uygulanacak Cezalar başlıklı 234. maddesinde;

“1. Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;

  1. a) 15 inci maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri arasındaki fark %5’i aştığı takdirde, ithalat vergilerinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınır. “ (2)

( (2) 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “gümrük vergisi” ibareleri “ithalat vergileri”, (b) bendinde yer alan “gümrük vergisine” ibaresi “ithalat vergilerine”, (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan “gümrük vergisinden” ibareleri “ithalat vergilerinden” şeklinde değiştirilmiştir.);

İtirazlar başlıklı 242. maddesinde;

“1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir.

  1. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir.
  2. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.
  3. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir.” denilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 28/03/2011-4591 tarih ve sayılı yazılarında Ambarlı Gümrük Müdürlüğünce N. Gıda adına tescilli 6/7/2010 tarihli, 91544 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile alakalı Gümrük Kontrolörü Y.K.T. ve M.M. tarafından tanzim edilen 23.12.2009 tarih ve 81-92-07, 91-89-13 sayılı raporda mezkur beyannamenin ekinde yer alan 11/6/2010 günlü 10420782 sayılı fatura kapsamı 112647 kodlu “BEBELAC BANANA PUDDING 6×125 GR” ticari isimli eşyanın 19.01.10.00.19.00 GTİP de beyan edilip 7001 tarım payı kodu tespit edilerek 8.80 EUR/l00 Kg üzerinden Toplu Konut Fonu (Tarım Payı) uygulanarak ithal işleminin tamamlandığı ancak İstanbul Bölge Laboratuarı’nın bahsi geçen raporunda belirtilen oranların Kod Numaralarını Gösterir Bilişim Tablosuna (Meursing Tablosu) tatbiki sonucunda; “Bebelac Muzlu Muhallebi” ticari isimli eşyanın tarım payı kodunun 7006, uygulanması gereken oranın 11,08 EUR/100Kg olması gerektiği belirtilerek fark vergi ve para cezalarının tahsil edilmesi talimatı verildiği, konuyla ilgili olarak Müdürlüğümüzce yapılan tetkik sonucunda firmanız adına tanzimli serbest dolaşıma giriş beyannamesi için 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 4.maddesi delaletiyle, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234. Maddesi gereğince tahakkuk eden para cezası aşağıda çıkarıldığı; 200-TL Ek Mali Yükümlülüğün iki katı tutan olan 400-TL para cezası olarak alınmasına, para cezasının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Halkalı Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne ve ödeme süresi içinde olmak şartıyla 5326 sayılı Kanunun 17/3. maddesine göre taksitlendirme hakkı bulunduğuna, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 242 maddesine göre Ceza kararının tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde İstanbul Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü nezdinde itiraz edilebileceği, süresinde itiraz edilmemesi veya itiraz üzerine Başmüdürlük tarafından verilen ret kararının idari açıdan kesinleşeceği, Başmüdürlük kararına karşı tebliğini takip eden günden itibaren süresi içerisinde idari yargıya başvurabileceği; para cezasının süresi içerisinde ödenmemesi veya idari yargıya başvurulduğunda Ambarlı Gümrük Müdürlüğü lehine kesinleşmesi halinde, 6183 sayılı kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere, ceza kararı ikametgahınızın veya kanuni veya iş merkezinizin bulunduğu yerdeki vergi dairesine gönderileceği ve ödeme süresinden sonra gümrük idaresine ödeme yapılamayacağı yönünde 21.5.2011 gün ve 6972 sayılı işlem tesis edildiği, her iki yargı kolunda da bu işlemin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.

Adli Yargı yerinde yapılan yargılamada;

“İtiraz eden vekili tarafından Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 21/05/2011 tarih, 6969 sıra nolu 3.792,00TL, aynı tarihli 6978 sıra nolu 9,35TL, aynı tarihli 6975 sıra nolu 320,00TL, aynı tarihli 6972 sıra nolu 400,00TL, aynı tarihli 6981 sıra nolu 172,00TL, aynı tarihli 6984 sıra nolu 928,00TL, aynı tarihli 6943 sıra nolu 2.568,00TL, aynı tarihli 6953 sıra nolu 2.788,00TL, aynı tarihli 6957 sıra nolu 8.476,00TL, aynı tarihli 6950 sıra nolu 3.278,00TL, aynı tarihli 6966 sıra nolu 376,00TL ‘lik idari yaptırımların usul ve yasaya aykırı bir şekilde haksız yere ceza tutanakları düzenlendiğini bu tutanakların iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Başvurular usulden kabul edilerek duruşma açılmaksızın yapılan incelemede, itiraz dilekçeleri ekleri ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilmiş olup; karşı taraf olan Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 21/05/2011 tarih, 6969 sıra nolu 3.792,00TL, aynı tarihli 6978 sıra nolu 9,35TL, aynı tarihli 6975 sıra nolu 320,00TL, aynı tarihli 6972 sıra nolu 400,00TL, aynı tarihli 6981 sıra nolu 172,00TL, aynı tarihli 6984 sıra nolu 928,00TL, aynı tarihli 6943 sıra nolu 2.568,00TL, aynı tarihli 6953 sıra nolu 2.788,00TL, aynı tarihli 6957 sıra nolu 8.476,00TL, aynı tarihli 6950 sıra nolu 3.278,00TL, aynı tarihli 6966 sıra nolu 376,00TL ‘lik idari yaptırımlara ilişkin tüm bilgi, belge ve dosya kapsamı incelenmiş, ithal edilen mamalar üzerinde numune alınarak tahlil yapıldığı, tahlil sonucunda mamanın içeriğine göre KDV farkı olduğunun anlaşılması üzerine KDV farkı için idari para cezası uygulandığı, idari para cezalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla itirazların reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesisi uygun görülmüştür.

Hüküm : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Başvuruların REDDİNE,” karar vermiş, bu karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.” 

İdari Yargı yerinde yapılan yargılamada;

“Dava konusu “Bebelac Banana Pudding 6×125 Gr” isimli ticari eşya çocukların beslenmesinde kullanılan ve perakende satışa hazır hale getirilmiş müstahzar niteliğinde olduğundan, gümrük müdürlüğüne bağlı kimyagerler tarafından, gümrük kontrolörleri tarafından yaptırılan analizden öncesinde ve sonrasında düzenlenen analiz raporlarında bu yönde tespitler yapıldığından, gümrük müfettişleri tarafından hazırlanan raporu esas alan 30.10.2009 tarihli raporunda ürünün içeriğinde tespit edilen madde ve miktarlarına yer verilse de ürün içeriğine ilişkin raporda yapılan tespitler ürünün GTİP’in belirlenmesinde öncelikli olarak çocukların beslenmesinde kullanılan ve perakende satışa hazırlanmış gıda müstahzarı olması niteliğini değiştirmeyeceğinden ve ürünün GTİP’inin belirlenerek öncelikli olarak çocukların beslenmesinde kullanılan ve perakende satış hazır gıda müstahzarı olup olmadığına bakılması, ürünün bu sınıflandırmaya dahil olmaması halinde alt açılımlarından olan Diğerleri; Diğerleri; Diğerlerine bakılması gerektiğinden, uyuşmazlık konusu eşya bu özelliği nedeniyle 1901.10.00.19.00 GTİP’inde sınıflandırılarak tarım fonu payı kodunun 7001 olması gerekmektedir.

Bu durumda dava konusu ticari eşyanın 1901.10.00.19.00 GTIP pozisyonunda olduğu sonucuna varıldığından, davacı adına yapılan tarım fonu payı, katma değer vergisi tahakkuku ve para cezalarına vaki itirazların reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline” karar vermiş, bu karar deracattan geçerek kesinleşmiştir.

Yukarıda belirtilen yasa hükümleri dikkate alındığında, davalı idare tarafından 2976 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca, 4458 sayılı Kanunun 234. maddesi hükümleri doğrultusunda verilen para cezasının “Ek Mali Yükümlülüğün (TKF)” tahsiline ilişkin para cezası olması ve bu nitelikteki para cezasına ilişkin itirazın da 4458 sayılı Kanunun 242. maddesi uyarınca idari yargı yerinde yapılmasının gerektiği bu nedenle, davacı vekilinin yaptığı itiraz üzerine Sulh Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi hukuki dayanaktan yoksundur.

Ne var ki uyuşmazlığın esasına ilişkin olan ve itiraz edilmemek suretiyle kesinleşen bu kararın, görevsiz mahkemece de verilmiş olsa, “kesin hüküm” ilkesi uyarınca salt görevsiz yargı yerince verilmesi nedenine dayalı şekilde yerine getirilmemesi düşünülemez.Bu nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının usule ilişkin ilk görüşündeki, görevsiz yargı yerince verilen hükmün “hüküm uyuşmazlığına esas alınmaması gerektiği; kanun yararına bozma müessesesi yoluyla bu hükmün ortadan kaldırılabileceği” yolundaki değerlendirmesinin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.

Kararın kesinleşmesinden, bir mahkeme hükmüne ancak bir dereceye kadar itiraz edilebilmesinin (şekli anlamda kesin hüküm); ve davanın tarafları arasında çekişmeli olan hukuki ilişkinin bütün bir gelecek için kesin olarak tespit edilmesinin veya düzenlenmesinin (maddi anlamda kesin hüküm) anlaşılması gerektiği öğretide belirtilmektedir.

Diğer yandan, Kanun Yararına Temyizin amacı; temyizi kabil olmayan hükümler ile, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş olan hükümlerde hukukun yanlış uygulandığının tespit edilip, mahkemelerin bundan sonraki benzer olaylarda aynı yanlışı yapmalarını önlemek için bu gibi hükümlerin Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına temyizi üzerine Yüksek Mahkeme tarafından incelenmesidir. Yüksek Mahkemece gerçekten hukukun yanlış uygulandığı kanısına varılırsa, hüküm kanun yararına bozulacak fakat, bu bozma kararı hükmün hukuki sonuçlarını kaldırmayacaktır. Kanun yararına bozma kararı Resmi Gazetede yayınlanarak kanunların yurdun her yerinde aynı şekilde uygulanması sağlanacaktır.

Dolayısıyla, dosyanın somutunda, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na göre idari yaptırım kararının kaldırılması istemiyle yapılan başvuru üzerine verilen karara karşı Kanun’un 29. maddesi uyarınca, “Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yapılır.” denildiği; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271. maddesinde ise, itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğunun belirtildiği; olağanüstü kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma talebi bir usuli hak olmadığından kesinleşen kararlara etkisinin olmadığı; Kanun yararına bozmanın amacının, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olan hükümlerde hukukun yanlış uygulandığının tespit edilip, mahkemelerin bundan sonraki benzer olaylarda aynı yanlışı yapmalarını önlemek için bu gibi hükümlerin Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına temyizi üzerine Yüksek Mahkeme tarafından incelenmesi olduğu ve Kanun Yararına bozma kararının Resmi Gazetede yayınlanarak kanunların yurdun her yerinde aynı şekilde uygulanmasının sağlanacağı gözetildiğinde, görevsiz bir mahkeme tarafından ve hatta görevsiz yargı kolunca verilmiş olan kararların derecattan geçerek veya geçmeksizin kesinleşmediğinden söz edilemeyeceği ve hüküm uyuşmazlığına ilişkin uyuşmazlıklarda kararların “görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, …….” olma koşulunu da sağlamış olacağı kuşkusuzdur.

Bu nedenle, görevsiz mahkemece verilmiş olsa da kesinleşmiş bir kararın hüküm uyuşmazlığına konu teşkil edeceği kuşkusuz olup, Uyuşmazlık Mahkemesinin “hüküm uyuşmazlığı” konusundaki yerleşik kararları da bu doğrultudadır.Dolayısiyle anılan görüşe katılmaya imkan görülmemiş ve adli yargı yeri ile idari yargı yeri arasındaki hüküm uyuşmazlığının esasının irdelenmesine geçilmiştir.

Davaya konu somut olayda, N. Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli 2009 ve 2010 yıllarında serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithali gerçekleştirilen bebek mamalarının tarım payı kodlarının 2009 yılından önce ve sonra da davalı idare tarafından denetimden geçirildiği; kimyager raporları alındığı ve 1901.10.00.19.00 GTİP’ten beyan edilmesi gerektiği ve toplu konut payı kodunun da 7001 olması gerektiğinden bahisle işlemler tesis edildiği; davacı şirketçe de bu bildirimlere uyularak beyannameler verildiği: ancak 2011 yılına gelindiğinde davalı idare tarafından daha önce kendisinin belirlediği ve işlem tesis ettiğ aynı tipteki ürünlere haricen (numuneler üzerinde) yeniden analiz yaptırıldığı ve daha önce belirlenmiş olan ürünlerin GTİP ve TKF kodunun değiştirilmesi gerektiğinden bahisle davacı şirket adına işlemler tesis edildiği görülmüştür.

Ancak davaya konu ürünlerin gerek davacı ve gerekse davalı idare tarafından pek çok kereler kimyagerlik tahlillerine tabi tutuldukları görülmekte ve adli ve idari yargı dava dosyalarında örnek tahlil raporlarına rastlanmakta; ilgili ürünlerin her defasında şeker oranlarının tespit edildiği ve tarım payı kodlarının da her seferinde aynı belirlendiği görülmektedir.

Diğer yandan dosya içeriğinden davaya konu ürünlerin ithalat işlemlerinin 2010 yılında gerçekleştirildiği, piyasaya sürülerek tüketildiği ve tahlil için alınan diğer numunelerin tahlil sırasında tüketildiği ve dahi ürünlerin tahlilinin yapıldığı tarihte davacı şirket tarafından başka bir laboratuvara yaptırılan tahlil raporunun da bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla davalı idarenin, aynı beyanname konusu ürün hakkında iki farklı rapor hazırlayıp iki farklı GTİP ve TKF numarası öngörerek birbiriyle çelişen iki farklı işlem uygulamasının; kısaca aynı kimyagerlik tarafından, aynı ürün üzerinde yaptırılan tahlillerin birbirleriyle çelişecek şekilde sonuçlar verdiği gözönüne alınarak, davaya konu ürünlere uygulanması gereken GTİP ve TPK kodlarının değiştirilmesinin hukuka uygunluğundan söz edilemeyeceği de gözetilmelidir.

Yukarıda sözü edilen kanun hükümleri ve açıklamalar uyarınca, ithalatı gerçekleştirilen ticari eşyanın çocukların beslenmesinde kullanılan ve perakende satışa hazır olan ürün olduğu ve davalı idare bünyesine bağlı kimyagerler tarafından gümrük kontrolörleri tarafından yaptırılan analizlerden öncesinde ve sonrasında düzenlenen analiz raporlarında yapılan tespitlerin ürünün GTİP’inin belirlenmesinde kullanılan ve perakende satışa sunulan gıda müstahzarı olması niteliği taşıdığından, ürünün tarım fonu payı kodunun ve GTİP’inin değiştirilmesinin, dolayısıyla ek mali yükümlülük para cezası kararının verilmesinin hukuka uygunluk taşımayacağı; diğer yandan sonradan yapılan analiz sonucu düzenlenen raporda yer alan değerler esas alınmak suretiyle davaya konu ürünün tarım payı kodunun değiştirildiği ve buna göre para cezası uygulandığı görülmekte ise de davalı idarece ithalat sırasında söz konusu ürünün içeriği hakkında herhangi bir rapor düzenlenmediği, davanın sebebini oluşturan analiz sonuçlarının geriye dönük olarak uygulandığı da dikkate alındığında tesis edilen işlemlerde hukuka uygunluk görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle  Ek Mali Yükümlülük (TKF) Para Cezası Kararının iptali istemine ilişkin kısım yönünden, dava konusu ticari eşyanın GTİP  pozisyonunun değiştirilemeyeceği sonucuna varılarak, davacı adına yapılan tarım fonu payı, katma değer vergisi tahakkuku ve para cezalarına vaki itirazların reddine ilişkin dava konusu işlemlerin iptaline karar veren İstanbul 1. Vergi Mahkemesi kararı hukuka uygun bulunmaktadır.

Bu durumda, Ek Mali Yükümlülük (TKF) Para Cezası Kararının iptali istemiyle açılan davayı esas yönünden inceleyerek hukuka uyarlı olmayan gerekçeyle reddeden, mevzuat uyarınca da görevsiz bulunan Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 1.6.2012 gün ve Değişik İş no; 2011/1027 sayılı kararının kaldırılmak suretiyle hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR :

1- Ek Mali Yükümlülük (TKF) Para Cezası kararının kaldırılması istemiyle Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinde açılan davada ithal edilen mamalar üzerinden numune alınarak tahlil yapıldığı, tahlil sonucunda mamanın içeriğine göre KDV farkı olduğunun anlaşıldığı üzerine KDV farkı için İdari Para Cezası uygulandığı, İdari Para Cezalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddi yönünde verilen 1.6.2012 gün ve Değişik İş no: 2011/1027 sayılı kararın kaldırılması,

2- Hukuk ve usule uygun bulunan İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 28.11.2011 gün ve E:2011/1549, K:2011/4064 sayılı kararının benimsenmesi,

Bu suretle HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE, 28.12.2015 gününde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

Başkan

Serdar

ÖZGÜLDÜR

 

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

 

Üye

Süleyman Hilmi

AYDIN

Üye

Yusuf Ziyaattin

CENİK

 

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT

Üye

Alaittin Ali

ÖĞÜŞ

 

 

 

 

Üye

Yüksel

DOĞAN