);

Single Blog Title

This is a single blog caption

ÖZET: Aile hekimi olan davacının düzenlediği ileri sürülen sahte reçetenin bedelinin tazminini  içeren, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Borç Bildirim Belgesinin iptali istemiyle açılan davanın, 5510 sayılı Kanunun 96 ve 101 nci maddeleri ile ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

                    T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

HUKUK BÖLÜMÜ

ESAS NO      : 2016 / 32

KARAR NO  : 2016 / 68

KARAR TR   : 15.02.2016

ÖZET: Aile hekimi olan davacının düzenlediği ileri sürülen sahte reçetenin bedelinin tazminini  içeren, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Borç Bildirim Belgesinin iptali istemiyle açılan davanın, 5510 sayılı Kanunun 96 ve 101 nci maddeleri ile ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

 

K A  R  A  R

 

Davacı             : A. K.

Vekili              : Av. B. .

Davalı             : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

O L A Y         : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kurumca davacıya 30/01/2015 tarihli borç bildirim belgesi gönderildiğini, borcun sebebi olarak kurum reçete kontrol servisinin 15/01/2015 tarih ve 895.528 sayılı yazısı gereğince yapılan yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanunun 96. Maddesine istinaden ödenmesinin istendiğini, davacının Sağlık Bakanlığına bağlı aile sağlık merkezinde aile hekimi olarak görev yaptığını, davacıya bir hastanın müracaat ederek organ nakli olduğunu beyan edip, raporunu göstererek gerekli ilaçları yazmasını istediğini, rapordaki ilaçları yazdığını, bu kişinin eczaneye müracaat ettiğini, eczanenin ilaçları kuruma fatura ettiğini, davalı kurumun fatura kontrol servisi tarafından yapılan incelemede kişi tarafından sunulan raporun sahte olduğunun tespit edildiğini, kurumun zararını davacıdan tahsil etmek istediğini, dolayısıyla 30.1.2015 gün ve 1733973 sayılı borç bildirim belgesi ile 29.834,00 TL toplam borç miktarı hesaplandığını;  bu durumun hukuka ve adalete aykırı olduğunu ileri sürerek; davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.

ANTALYA 2. İŞ MAHKEMESİ : 6.3.2015 gün ve E:2015/93, K:2015/115 sayı ile, Davacının, emekli sandığı mensubu doktor olarak çalıştığı, dava dışı eczacı tarafından Kurumdan yersiz olarak tahsil edilen fatura bedellerinden dolayı 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi uyarınca iadesinin istendiğinin anlaşıldığı, İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 506 sayılı Kanunun 134’üncü maddesinde, bu Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğinin düzenlendiği; dava konusu uyuşmazlıkta davacı 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmadığı; bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesinin görevli olmadığı; dava konusu uyuşmazlığın, idari yargının görev alanına girdiği, yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu yanlışlığı nedeniyle reddine” karar vermiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi: 5.10.2015 gün ve 2015/13317, K:2015/17723 sayı ile, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle her ne kadar Aile Hekimi olan davacı 5434 sayılı Yasa’ya göre değil 5258 saydı Aile Hekimliği Kanunu’na göre sözleşmeli olarak görev yapmakta ise de, anılan Yasa’nın “amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi,” Hizmetin esasları” başlıklı 5. maddesi ve” Denetim sorumluluk ve mal bildirimi” başlıklı 6. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Aile Hekiminin kamusal bir güce dayalı görev ve hizmet yaptığı, yine Aile Hekimlerinin 23/10/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin 12.1. maddesine göre reçete düzenlemeyle yetkilendirildiği; somut olayda Aile Hekimi davacının reçete düzenlerken özensiz davrandığı bir başka anlatım ile hizmet kusuru iddiasıyla sorumluluğu cihetine gidildiğine göre uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerekeceğinden hükmün bu gerekçeye nazaran davacı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.

Davacı vekili yine, 30.01.2015 tarihli ve 29.834,00-TL tutarlı borç bildirim belgesinin iptali istemi ile idari yargı yerinde dava açmıştır.

ANTALYA 4. İDARE MAHKEMESİ: 7.1.2016 gün ve E:2015/1050 sayı ile, Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacıdan, davalı idare reçete kontrol servisinin 15.01.2015 tarih ve 528 sayılı yazısı ile yapılan yersiz ödemenin yasal faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davacıdan dava konusu işlemle toplam 29.834,00-TL’nin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96.maddesine istinaden hazırlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ödenmesinin istenilmesi üzerine davacı tarafından Antalya 2. İş Mahkemesinin 2015/93 esasına kayden borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılan davada anılan Mahkemenin 06.03.2015 tarih ve 2015/115 nolu kararıyla davanın görev yönünden reddedildiği, anılan kararın temyizi sonucu onanması ve kararın kesinleşmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; 5510 sayılı Yasanın veya bu Yasaya dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlerin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli yargı yerinin(iş mahkemelerinin) görevli olduğu gerekçesiyle 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca, görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulmasına, dosya incelemesinin bu konuda karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Fikret ERES’in katılımlarıyla yapılan 15.02.2016 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, aile hekimi olan davacının düzenlediği ileri sürülen sahte reçete bedelinin tazminini  içeren 30.1.2015 gün ve 1733973 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Borç Bildirim Belgesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Dava dosyalarının incelenmesinden; Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacıdan, davalı idare reçete kontrol servisinin 15.01.2015 tarih ve 528 sayılı yazısı ile yapılan yersiz ödemenin yasal faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davacıdan dava konusu işlemle toplam 29.834,00-TL’nin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96.maddesine istinaden hazırlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ödenmesinin istenilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu işleme dayanak oluşturan mevzuat hükümlerine bakıldığında: Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesinde “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

  1. a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
  2. b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne,

Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in amaç başlıklı 1.maddesinde;

Bu Yönetmeliğin amacı; Sosyal Güvenlik Kurumunca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun kapsamında fazla veya yersiz olarak yapılan her türlü ödemenin tespiti, tebliği, takibi ve tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

Kapsam Başlıklı 2. maddesinde;

“Bu Yönetmelik, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası  Kanunu kapsamında yapılan her türlü fazla ve yersiz ödemeyi kapsar.”

Dayanak başlıklı 3. maddesinde;

“Bu Yönetmelik, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası  Kanunu’nun 96 ncı maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanmıştır.” hükümlerine yer verilmiştir.

Yine 5510 sayılı Yasa’nın “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlıklı 101.maddesinde “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu düzenlemelerin 5510 sayılı Kanunda yer aldığı; bu işlemin davacının yazdığı reçeteye dayanılarak, devletin yapmış olduğu ileri sürülen yersiz ödemenin davacıdan geri istenilmesine ilişkin olduğu, dolayısıyla,  bu Kanundan (5510 sayılı Kanun) doğan uyuşmazlığın, aynı Kanunun 101. maddesi uyarınca adli yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan, Antalya 4. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile Antalya 2. İş Mahkemesinin 6.3.2015 gün ve E:2015/93, K:2015/115 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Antalya 4. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Antalya 2. İş Mahkemesinin 6.3.2015 gün ve E:2015/93, K:2015/115 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 15.02.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

Başkan

Serdar

ÖZGÜLDÜR

 

 

 

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

 

 

Üye

Süleyman Hilmi

AYDIN

Üye

Yusuf Ziyaattin

CENİK

 

 

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT

Üye

Alaittin Ali

ÖĞÜŞ

 

 

 

 

 

Üye

Fikret

ERES