);

Single Blog Title

This is a single blog caption

DAVALI VAKIF ÜNIVERSITESININ RESMI KURULUŞ TARIHINDEN ÖNCE KAYIT KABUL ETMESI NEDENIYLE ÜNIVERSITEYE KAYDINI YAPTIRAN, DAHA SONRA EĞITIMINI YURT DIŞINDA TAMAMLAYAN VE DIPLOMA DENKLIĞI KABUL EDILMEYEN DAVACININ, MADDI VE MANEVI ZARARLARININ TAZMINI ISTEMIYLE AÇTIĞI DAVANIN ADLİ YARGI YERİNDE UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10

Hukuk Bölümü         2013/998 E.  ,  2013/1761 K.

  • DAVALI VAKIF ÜNIVERSITESININ RESMI KURULUŞ TARIHINDEN ÖNCE KAYIT KABUL ETMESI NEDENIYLE ÜNIVERSITEYE KAYDINI YAPTIRAN, DAHA SONRA EĞITIMINI YURT DIŞINDA TAMAMLAYAN VE DIPLOMA DENKLIĞI KABUL EDILMEYEN DAVACININ, MADDI VE MANEVI ZARARLARININ TAZMINI ISTEMIYLE AÇTIĞI DAVANIN ADLİ YARGI YERİNDE
  • UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10

“İçtihat Metni”Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.

Davacı     : A.T.B.

Vekili      : Av. A.G.

Davalı      : Atılım Üniversitesi Rektörlüğü

Vekili       : Av. F.Ö.Ş.

O L A Y  : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı Üniversitenin işletme bölümüne öğrenci olarak kaydını yaptırdığını; devam eden süreçte, davalı Üniversitenin resmen ve yasaya uygun olarak kurulmadığı, kuruluşunun ise, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanuna Ek Maddeler Eklenmesi Hakkındaki 4281 Sayılı Kanun ile 09.07.1997 tarihinde kurulduğunun anlaşıldığını; bu tarihten önce öğrenci kabul edildiğinin orta çıkması nedeniyle, YÖK tarafından soruşturma açıldığını, kuruluş tarihinden önce merkezi sınav sistemi dışında kabul edilen öğrencilerin kaydının silinmesi, aksi halde bu öğrencilere lisans diploması verilemeyeceğinin YÖK tarafından bildirmiş olduğunu;  bunun üzerine idari yönden zor durumda kalan davalı Üniversitenin, müvekkiline kaydını kendilerinden alarak ABD’de kurulu İncarnate Word Üniversitesine kaydını yaptırmasını, okul ücretinin de kendileri tarafından karşılanacağını bildirdiğini;  müvekkilin de çaresiz bu teklifi kabul ederek adı geçen Üniversiteye kaydını yaptırdığını;  davalı Üniversitede okuduğu döneme ilişkin almış olduğu derslerin kredisinden de muaf tutulduğunu; müvekkilinin ABD’de lisans ve yüksek lisans eğitimi aldığını, lisans eğitimi ücretinin davalı Üniversite tarafından karşılandığını, barınma ve ulaşım masraflarını müvekkilinin karşıladığını; neticede müvekkilinin, 5 yıllık eğitimden (davalı üniversitede geçen zaman ile birlikte 8 yıl) sonra yurda dönerek YÖK’e denklik için başvurduğunu; YÖK’ün, müvekkilinin davalı üniversitede okuduğu dönemi ve bu dönemde edinilen kredileri yasa dışı kabul ettiği için, bu dönemde alınan kredilerin ABD’de muteber görülmesini isabetli bulmadığını ve denklik talebini reddettiğini; iş bu dava konusu zararlarının ana nedeninin bu olduğunu; bunun üzerine müvekkilinin, Ankara 5. İdare Mahkemesinin, 2005/1775 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, davalı Üniversitenin, ihbar sonucu davaya kendi tarafları lehine müdahil olduğunu, ancak tüm kanun yollarını kullanmasına rağmen davasının reddedildiğini; müvekkilinin, bu aşamalardan sonra lise eğitimi dahil 11 yıllık emek ve mesai vermesine rağmen yine davalının kusuru ile lise mezunu olarak kaldığını, iş bulamadığını, ağır bir depresyona girdiğini, uzun dönem askerlik yapmak durumunda iken işsizliğin ve somut durumun sonucu olarak eşi tarafından dahi terk edildiğini; davalı ile müvekkil arasındaki hukuki münasebetin akti olduğunu; nitekim aynı durumda olan ancak ABD’ye gitmeyen bir öğrencinin açmış olduğu davada, Ankara 3. Tüketici Mahkemesinin,  2007/598 E. sayılı dosyada, davalının akti ihlal ettiğine karar verdiğini ve öğrenci yararına tazminata hükmettiğini; müvekkilinin denklik belgesi almamasının nedeninin, davalı Kurumun yasaya aykırı şekilde kendilerini öğrenci olarak kabul etmesi olduğunu; sonuç olarak müvekkilinin hem davalı üniversiteye yapmış olduğu ödemeler, hem bu süreçte yapılan barınma masrafları, hem ABD’de yapılan barınma masrafları ile fiili bir zarara uğradığını; ayrıca, 8 yıllık çaba, masraf ve emeğe rağmen lise mezunu olarak kalması nedeni ile olası faydadan ve yaşam konforundan da mahrum kalarak maddi zarara uğradığını; müvekkilinin anılan süreçte zarar görmesinin sorumlusunun davalı Üniversite olduğunu; vaki zararın doğması sonucu, zararın giderilmesi için ABD de eğitim görmesinin sağlanmasının da zararı engellemediğini, tersine artırdığını;  tüm bu olayların sonucunda müvekkilinin, hayatının orta yaşında vasıfsız ve işlevsiz konuma düştüğünü,  bu nedenlerle, sürecin başlamasına davalı Kurum neden olduğundan, oluşan ağır acı ve ezaya karşılık manevi tazminat istediklerini ifade ederek;  her türlü yasal ve fazlasını talep hakları saklı kalmak kaydı ile, 150.000.00TL maddi,  100.000.00 TL manevi tazminatın, bu hakkın doğum tarihinden itibaren başlayacak faizi ile birlikte tazmini istemiyle, 21.1.2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.

Davalı vekili, süresinde verdiği dilekçe ile, davaya bakmakla görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu ileri sürerek, görev itirazında bulunmuştur.

Ankara 2.Tüketici Mahkemesi; 20.12.2011 gün ve E:2011/121, K: 2011/1020 sayı ile davanın; YÖK’ün, davacının davalı üniversitede okuduğu dönemin ve bu dönemde edinilen kredilerin ABD’deki İncarnate Word Üniversitesinde, muteber görülmesini yasa dışı kabul ettiği için denklik talebini reddetmesinden dolayı, davalı Üniversitenin mevzuata aykırı kayıt yaparak sonuçta diplomanın geçersiz sayılmasına neden olduğundan dolayı, davacının uğradığı maddi-manevi zararların tazminine ilişkin olduğu;  başka bir deyişle, davanın idari bir işlemden dolayı davacının haklarının ihlaline dair olduğu;  nitekim, dosyaya sunulan iki emsal kararın tetkikinden de; bu hususlara dair davanın idari yargıda görülerek sonuçlandırıldığı ve bir kararın da Danıştay tarafından incelenmesi sonucu kesinleştiğinin görüldüğü(Ankara 16.İdare Mahkemesi’nin 2007/2395 E, 2008/1688 K.sayılı ilamı; Ankara 13.İdare Mahkemesi’nin 2009/933 E, 2009/1101 K.sayılı ilamı ve Danıştay 8.Daire’nin bu ilama ilişkin 28.09.2010 tarih ve 2010/4342-4809 E ve K. Sayılı ilamı);  tüm bu nedenlerle; davanın 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamına girmediği,  2577 Sayılı İYUK.nun 12.maddesi gereğince idari yargının görev alanına dahil olduğunun anlaşıldığı;  HMK.nun 30, 114/b ve 115/2 maddeleri gereğince yargı yolunun, caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olduğu belirtilerek; davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle USULDEN REDDİNE, Mahkemelerinin görevsiz,  idari yargının görevli olduğuna karar  vermiş; bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13.Hukuk Dairesi; 21.5.2012 gün ve E:2012/6622, K:2012/12856 sayı ile, uyuşmazlığın, davacı ile davalı arasında özel hukuk hükümlerine tabi öğrenim hizmeti verilmesine ilişkin sözleşme ilişkisinden kaynaklanmakta olduğu, davada taraflar arasında kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmadığı; bu nedenle somut olayda özel hukuk hükümlerinin uygulanması  ve  davanın adli yargı yeri mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle; temyiz olunan hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA karar vermiş;  karar düzeltme dilekçesi de  aynı Dairenin 31.10.2012 gün ve E:2012/21018, K:2012/24311 sayılı kararıyla  reddedilmiştir.

ANKARA 2.TÜKETİCİ MAHKEMESİ:12.2.2013 gün ve E:2012/2152 sayı ile, bozma ilamına uymak suretiyle, davaya bakmaya görevli olduğuna karar vermiştir.

Davalı vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması yolundaki dilekçesi üzerine dava dosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı’na gönderilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI;  Anayasanın 125.maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlandığı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının, idari dava türleri arasında sayıldığı;  dava, konusu olayda, 9.7.1997 tarihinde kabul edilen 4281 sayılı Kanunla kurulan Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümüne, Üniversitenin resmi kuruluş tarihinden önce öğrenci kayıt edildiğinin öğrenilmesi üzerine, başlatılan soruşturma sonucu düzenlenen Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığının adı geçen üniversite ile ilgili 25.8.1998 tarihli raporu ile; tespit edilen hususlarla ilgili olarak Üniversiteye gönderilen yazı ekinde, listede isimleri yer alan öğrencilerle, listede isimleri yer almamakla birlikte, isimleri yer alanlar gibi kayıt yaptıran öğrencilerin kayıtlarının silinerek Üniversite ile ilişiklerinin kesilmesinin istendiği, davacının ise bu üniversiteden 2000 yılında kaydını aldırarak, yurt dışındaki (USA) University of Incarnate Word Üniversitesinde eğitim görmek üzere kaydını yaptırdığı, Atılım Üniversitesinden aldığı ders kredilerinden muaf tutularak lisans eğitimine devam ettiği, bu üniversiteden aldığı lisans diploması üzerine ayrıca yüksek lisans eğitimini tamamlayarak yurda döndüğü, yurda döndükten sonra Incarnate Word Üniversitesinden almış olduğu diplomanın denklik talebinin reddine dair işlemin iptali istemiyle YÖK aleyhine Ankara 5.İdare Mahkemesinin 2005/1775 Esasında açılan davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra, Atılım Üniversitesince tesis edilen dava konusu işlem nedeniyle davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zarar toplamı olan 250.000.00 TL’nin tazmini istemiyle davanın açıldığının görüldüğü;  dolayısıyla kamu hizmeti görevi yapan davalı Üniversitenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Yasanın 2’nci maddesinin 1 ‘inci fıkrasında yer alan hüküm gereğince idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle; 2247 sayılı Yasanın 10’uncu maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Davacının, davalı Vakıf Üniversitesi niteliğinde olan Atılım Üniversitesinin resmi kuruluş tarihi olan 09/07/1997 tarihinden önce Yüksek Öğretim Kurulunun mevzuatına aykırı şekilde merkezi yerleştirme sistemi dışında kayıt kabul etmesi sonucunda, Üniversiteye kaydını yaptırdığını, ancak YÖK tarafından usulsüz kaydın tespit edilmesi ve kaydının silinmesi istemi üzerine, davalı Üniversitenin teklif ve yol göstermesini kabul ederek, öğrenin gördüğü sürelere ilişkin ders kredilerini kullanarak, Amerika Birleşik Devletlerinde bir Üniversiteye kaydını yaptırdığını, davalı Üniversitede gördüğü eğitim ile birlikte sekiz yıl eğitim alarak öğrenimini tamamlamasına rağmen, davalı üniversitenin kuruluş tarihinden önce usulsüz öğrenci kaydı nedeniyle, aldığı kredi ve derslerin geçersizliği gerekçe gösterilerek, YÖK tarafından ABD üniversite diplomasının denkliğinin kabul edilmediğini, böylece maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederek davalı aleyhine tüketici mahkemesinde tazminat davası açmış olduğu; Danıştay Başsavcılığı tarafından, Vakıf Üniversitelerinin Anayasa ve Kuruluş Kanunundan kaynaklanan kamusal statüleri nedeniyle eylem ve işlemlerinden doğan zararın hizmet kusuruna dayanılarak, 2577 sayılı İYUK 2 . Maddesi uyarınca tam yargı davasına konu edilerek idari yargı yerinde görülmesi gerektiği düşüncesi ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı;  Anayasanın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yasanın hükümleri uyarınca, bütün yüksek öğretim kurumlarının, vakıf veya devlet tarafından kurulmuş olması fark etmeksizin kamu tüzel kişiliğine sahip olup, kamu hizmeti olan eğitim ve öğretim hizmetinin aynı esaslara tabi olarak yerine getirmekte oldukları ve bu hizmetleri sırasında ortaya çıkan sorunların çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu konusunda tartışma bulunmadığı;  ancak, davaya konu olayda, davalı Atılım Üniversitesinin Yüksek Öğretim Kurumu tarafından kuruluş işlemleri tamamlanmadan ve vakıf üniversitesi statüsü bulunmadığı dönemde, fiilen başlattığı ancak hukuken geçerliliği bulunmayan akademik takvimi uyarınca, YÖK mevzuatının öngördüğü merkezi yerleştirme sistemi dışında kayıt işlemi yapması sonucu ortaya çıkan hukuki geçersizlik sonucu uğranılan maddi ve manevi tazminat isteminin söz konusu olduğu;  davalı idarenin, davaya konu usulsüz işlemi gerçekleştirdiği sırada, Anayasanın 130. Maddesinde ve 2547 sayılı Yasada öngörülen Üniversite statüsü bulunmadığından, bu dönemde 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 4. Maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun anlaşıldığı; 2547 sayılı Yasanın Ek 9. Maddesi 1. fıkrasının “Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim – öğretim esasları, öğretim süreleri ve öğrenci hakları ile ilgili hususlar bu Kanun hükümlerine tabidir.” hükmüne göre kuruluş işlemi tamamlanan ve YÖK kararı ile faaliyete geçen Üniversiteler bakımından ortaya çıkan sorunların 2547 sayılı yasa hükümlerine göre çözümleneceği, davaya konu olayda ise, genel hükümlerin uygulanmasının söz konusu olduğu gerekçesiyle;  açılan davanın adli yargı yerinde görüm ve çözümü gerektiğinden Danıştay Başsavcılığının başvurusunun reddi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR,  Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 30.12.2013 günlü toplantısında;

l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı’nca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın davada adli yargının, Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, davalı Vakıf Üniversitesinin resmi kuruluş tarihinden önce kayıt kabul etmesi nedeniyle Üniversiteye kaydını yaptıran ve daha sonra eğitimini yurt dışında tamamlayan davacının, diploma denklik belgesinin verilmemesiyle sonuçlanan süreçte uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılmıştır.

Anayasanın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130. maddesinin birinci fıkrasında, “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.”;  2. fıkrasında, “Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.”; 10. fıkrasında  “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Davalı Atılım Üniversitesi de anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde, 9.7.1997 tarihinde kabul edilen ve 15.7.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4281 sayılı Kanunla 2809 sayılı  “Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu”na 4281 sayılı Yasa ile eklenen Ek 40. madde ile vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.

İdari rejime dayalı olarak düzenlenmiş bulunan Türkiye’nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, Kamu Tüzel Kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yaratabilirler. Bu nedenle de kamu hukukuna tabidirler.

Dosyanın incelenmesinden, 9.7.1997 tarihinde kabul edilen ve 15.7.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4281 sayılı Kanunla kurulan Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümüne, Üniversitenin resmi kuruluş tarihinden önce öğrenci kayıt edildiğinin öğrenilmesi üzerine başlatılan soruşturma sonucu düzenlenen Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığının 25.8.1998 tarihli raporu ile; tespit edilen hususlarla ilgili olarak Üniversiteye gönderilen yazı ekinde, listede, aralarında davacının da isminin yer aldığı öğrencilerle, listede isimleri yer almamakla birlikte, isimleri yer alanlar gibi kayıt yaptıran öğrencilerin kayıtlarının silinerek Üniversite ile ilişiklerinin kesilmesinin istendiği;  davacının ise davalı Üniversiteden 2000 yılında kaydını aldırdığı, yurt dışındaki (USA) University of Incarnate Word Üniversitesinde eğitim görmek üzere kaydını yaptırdığı, Atılım Üniversitesinden aldığı ders kredilerinden muaf tutularak lisans eğitimine devam ettiği, bu üniversiteden aldığı lisans diploması üzerine ayrıca yüksek lisans eğitimini de tamamlayarak yurda döndüğü, yurda döndükten sonra Incarnate Word Üniversitesinden almış olduğu diplomanın denkliğinin kabul edilmesi yönündeki isteminin reddine dair işlemin iptali istemiyle YÖK aleyhine Ankara 5.İdare Mahkemesinin 2005/1775 Esasında açtığı -ve davalı Üniversitenin de, davacı yanında davaya müdahil olduğu- davanın reddedildiği; bu kararın kesinleşmesinden sonra; davacı vekili, denklik belgesi alınmamasının nedeninin, davalı Kurumun yasaya aykırı şekilde müvekkilini öğrenci olarak kabul etmesi olduğunu; sonuç olarak müvekkilinin hem davalı üniversiteye yapmış olduğu ödemeler, hem bu süreçte yapılan barınma masrafları, hem ABD’de yapılan barınma masrafları ile fiili bir zarara uğradığını;  ayrıca, 8 yıllık çaba, masraf ve emeğe rağmen lise mezunu olarak kalması nedeni ile olası faydadan ve yaşam konforundan da mahrum kalarak maddi zarara uğradığını; müvekkilinin anılan süreçte zarar görmesinin sorumlusunun davalı Üniversite olduğunu;  vaki zararın doğması sonucu, zararın giderilmesi için ABD de eğitim görmesinin sağlanmasının da zararı engellemediğini, tersine artırdığını;  tüm bu olayların sonucunda müvekkilinin, hayatının orta yaşında vasıfsız ve işlevsiz konuma düştüğünü iddia ederek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile, 150.000.00TL maddi,  100.000.00 TL manevi, tazminatın bu hakkın doğum tarihinden itibaren başlayacak faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan davayı açtığı anlaşılmıştır.

Davalı Vakıf Üniversitesinin kamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği; bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır.

Ancak, davacı vekili tarafından;  müvekkilinin denklik belgesi almamasının nedeni, dolayısıyla zarar doğuran olay olarak, davalı kurumun yasaya aykırı olarak müvekkilini öğrenci olarak kabul etmesini göstererek davasını açtığı; dolayısıyla,  davalı Atılım Üniversitesinin, Yüksek Öğretim Kurumu tarafından kuruluş işlemleri tamamlanmadan ve vakıf üniversitesi statüsü bulunmadığı dönemde, fiilen başlattığı ancak hukuken geçerliliği bulunmayan akademik takvim uyarınca, YÖK mevzuatının öngördüğü merkezi yerleştirme sistemi dışında kayıt işlemi yapması sonucu  uğranılan bir zararın  söz konusu olduğu;  davalı Üniversitenin, kayıt işlemini gerçekleştirdiği sırada, Anayasanın 130. maddesinde ve 2547 sayılı Yasada öngörülen Üniversite statüsünde bulunmadığı gözetildiğinde; davacı ile davalı arasında özel hukuk hükümlerine tabi öğrenim hizmeti verilmesine ilişkin sözleşme ilişkisinden kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın, genel  hükümlere göre  adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görev alanına girdiğinden Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun reddi gerekmiştir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 30.12.2013 gününde Üyelerden Sıddık YILDIZ ile Nurdane TOPUZ’un KARŞI OYLARI VE OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.

KARŞI OY

Dava, davalı Vakıf Üniversitesinin resmi kuruluş tarihinden önce kayıt kabul etmesi nedeniyle Üniversiteye kaydını yaptıran ve daha sonra eğitimini yurt dışında tamamlayan davacının, diploma denklik belgesinin verilmemesiyle sonuçlanan süreçte uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılmıştır.

Anayasanın “Yükseköğretim Kurumlan” başlıklı 130. maddesinin birinci fıkrasında, “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.”; 2. fıkrasında, “Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumlan kurulabilir.”; 10. fıkrasında “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlan, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlan için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Davalı Atılım Üniversitesi de anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde, 9.7.1997 tarihinde kabul edilen ve 15.7.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4281 sayılı Kanunla 2809 sayılı “Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu”na 4281 sayılı Yasa ile eklenen Ek 40. madde ile vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.

İdari rejime dayalı olarak düzenlenmiş bulunan Türkiye’nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, Kamu Tüzel Kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yaratabilirler. Bu nedenle de kamu hukukuna tabidirler.

Dosyanın incelenmesinden, 9.7.1997 tarihinde kabul edilen ve 15.7.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4281 sayılı Kanunla kurulan Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümüne, Üniversitenin resmi kuruluş tarihinden önce öğrenci kayıt edildiğinin öğrenilmesi üzerine başlatılan soruşturma sonucu düzenlenen Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığının 25.8.1998 tarihli raporu ile; tespit edilen hususlarla ilgili olarak Üniversiteye gönderilen yazı ekinde, listede, aralarında davacının da isminin yer aldığı öğrencilerle, listede isimleri yer almamakla birlikte, isimleri yer alanlar gibi kayıt yaptıran öğrencilerin kayıtlarının silinerek Üniversite ile ilişiklerinin kesilmesinin istendiği; davacının ise davalı Üniversiteden 2000 yılında kaydını aldırdığı, yurt dışındaki (USA) University of Incarnate Word Üniversitesinde eğitim görmek üzere kaydını yaptırdığı, Atılım Üniversitesinden aldığı ders kredilerinden muaf tutularak lisans eğitimine devam ettiği, bu üniversiteden aldığı lisans diploması üzerine ayrıca yüksek lisans eğitimini de tamamlayarak yurda döndüğü, yurda döndükten sonra Incarnate Word Üniversitesinden almış olduğu diplomanın denkliğinin kabul edilmesi yönündeki isteminin reddine dair işlemin iptali istemiyle YÖK aleyhine Ankara 5.İdare Mahkemesinin 2005/1775 Esasında açtığı -ve davalı Üniversitenin de, davacı yanında davaya müdahil olduğu- davanın reddedildiği; bu kararın kesinleşmesinden sonra; davacı vekili, denklik belgesi alınmamasının nedeninin, davalı Kurumun yasaya aykırı şekilde müvekkilini öğrenci olarak kabul etmesi olduğunu; sonuç olarak müvekkilinin hem davalı üniversiteye yapmış olduğu ödemeler, hem bu süreçte yapılan barınma masrafları, hem ABD’de yapılan barınma masrafları ile fiili bir zarara uğradığını; ayrıca, 8 yıllık çaba, masraf ve emeğe rağmen lise mezunu olarak kalması nedeni ile olası faydadan ve yaşam konforundan da mahrum kalarak maddi zarara uğradığını; müvekkilinin anılan süreçte zarar görmesinin sorumlusunun davalı Üniversite olduğunu; vaki zararın doğması sonucu, zararın giderilmesi için ABD de eğitim görmesinin sağlanmasının da zararı engellemediğini, tersine artırdığını; tüm bu olayların sonucunda müvekkilinin, hayatının orta yaşında vasıfsız ve işlevsiz konuma düştüğünü iddia ederek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile, 150.000.00TL maddi, 100.000.00 TL manevi, tazminatın bu hakkın doğum tarihinden itibaren başlayacak faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan davayı açtığı anlaşılmıştır.

Kamu hizmeti yürüten davalı Vakıf Üniversitesinin verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği; bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır.

Olayda da, davalı Vakıf Üniversitesinin, resmi kuruluş tarihinden önce kayıt kabul ettiği, kuruluş tarihinden sonra da yurt dışında eğitim görmesini sağladığı iddiaları karşısında, eğitimini yurt dışında tamamlayan davacının, diploma denklik belgesinin verilmemesi üzerine kayıt tarihinden itibaren uğradığını ileri sürdüğü zararın tazmini istemiyle açtığı davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

Üye                                                                                         Üye

    Sıdık YILDIZ                                                                       Nurdane TOPUZ