);

Single Blog Title

This is a single blog caption

ÖZET : GATA’da Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanlığı’nda Tabip Albay olarak görev yapmakta olan davacının, kendisine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesine dair işleminin iptali ile ödenmeyen üniversite ödenekleri ve sağlık hizmetleri tazminatlarının yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanın ASKERİ İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.  

                    T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

            HUKUK BÖLÜMÜ

            ESAS NO      : 2015 / 831

            KARAR NO             : 2015 / 839

KARAR TR  : 30.11.2015

ÖZET : GATA’da Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanlığı’nda Tabip Albay olarak görev yapmakta olan davacının, kendisine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesine dair işleminin iptali ile ödenmeyen üniversite ödenekleri ve sağlık hizmetleri tazminatlarının yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanın ASKERİ İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

 

K  A  R  A  R

Davacı            : Prof.Tbp.Alb. M.C.Y.

Vekili              : Av. L.Ö.

Davalı             : Milli Savunma Bakanlığı

Vekili              : Hukuk Müşaviri Gülbin Muslu

O L A Y          : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacının, kendine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, 15.01.2015 tarihinden itibaren üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi nedeniyle, davacının üniversite ödeneğinin ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi işleminin iptali ile ödenmeyen üniversite ödenekleri ve sağlık hizmetleri tazminatlarının 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle askeri idari yargı yerinde dava açmıştır.

Davalı Milli Savunma Bakanlığı vekili süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle, görev itirazında bulunmuştur.

Ankara 14. İdare Mahkemesi: 18.06.2015 gün ve E:2015/451 sayı ile; “2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu’nun 2. maddesinde; İdari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı açılan davalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmakla görevli olduğu kurala bağlanmıştır.

1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20. maddesinde; “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır.” hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesine dair işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden, “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Yargı kararlarında, eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmektedir. Diğer bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler; idarenin bir asker kişinin askerlik yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir.

Bu durumda; 2547 sayılı Yasa uyarınca ödenek ve hizmet tazminatı ödenmemesi işleminin yukarıda yapılan tanımlama karşısında “askeri hizmete ilişkin” olduğundan söz edilemeyeceğinden, tesis edilmesinde askerlik hizmetinin neden ve etkisi bulunmayan işlem ve olaya ilişkin uyuşmazlıkta Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin değil, idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.” demek suretiyle davalı idare vekilinin görev itirazının reddine karar vermiştir.

Davalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiği dilekçe üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’na gönderilmiştir.

            Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı; “Davacı vekili tarafından; “üniversite ödeneğinin ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi işleminin iptali ile ödenmeyen üniversite ödenekleri ve sağlık hizmetleri tazminatlarının 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemine” ilişkin olarak Milli Savunma Bakanlığı aleyhine açılan ve halen Ankara 14. İdare Mahkemesinde devam eden davada, davalı idare tarafından, davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülerek görev itirazında bulunulduğu, Ankara 14. İdare Mahkemesinin 18.06.2015 tarih ve 2015/451 Esas sayılı kararıyla görev itirazının reddedildiği, işbu görevlilik kararının 13.08.2015 tarihinde tebliği üzerine davalı idare tarafından, Başsavcılığımıza sunulmak kaydıyla Ankara 14. İdare Mahkemesine 21.08.2015 tarihinde verilen dilekçeyle, İdari Yargının görevli olduğuna dair karara karşı olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması isteminde bulunulduğu, Ankara 14. İdare Mahkemesince de dava dosyasının davalı idarenin istemi hakkında gereği yapılmak üzere Başsavcılığımıza gönderildiği anlaşılmaktadır.

Davanın konusu; Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacının, kendine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, 15.01.2015 tarihinden itibaren üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi nedeniyle, davacının üniversite ödeneğinin ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi işleminin iptali ile ödenmeyen üniversite ödenekleri ve sağlık hizmetleri tazminatlarının 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemidir.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanı, Anayasanın 157’nci maddesindeki düzenlemeye paralel olarak, 1602 sayılı AYİM Kanununun 20’nci maddesinde; “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar.Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz. Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile sivil memurlardır. ” şeklinde ve 21.maddesinde de; “20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır. ” şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasanın ve 1602 sayılı Kanunun bu hükümleri karşısında bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için;

1.İdari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş olması yahut uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş olması,

2.Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

“Asker kişiyi ilgilendirme” koşulundan, davacının hizmette ya da görevden ayrılmış, 1602 sayılı Kanunun 20’nci maddesinde sayılan asker kişilerden olması anlaşılabileceği gibi, işlemin “bir asker kişi gözetilerek” tesis edilmesi durumunda, davacının, bu asker kişiden hareketle menfaat ihlali iddiasında bulunan kişilerden (Örneğin; eşi, ana- babası, çocukları vs.) olması halinde de söz konusu koşulun gerçekleştiği kabul edilmektedir. Bu açıklamalara nazaran; TSK bünyesinde Tabip Albay olarak Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacının, yasanın açık hükmü karşısında “asker kişi olduğu konusunda tereddüt yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus dava konusu işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığıdır.

Öğretide, Uyuşmazlık Mahkemesinin kararlarında ve AYİM kararlarında belirtildiği üzere idari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının saptanabilmesi için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin bulunduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler, idarece bir asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemdir.

Davanın konusunu; TSK’da Tabip Albay olarak Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacının, kendine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, 15.01.2015 tarihinden itibaren üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi nedeniyle, davacının üniversite ödeneğinin ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi işleminin iptali ile ödenmeyen üniversite ödenekleri ve sağlık hizmetleri tazminatlarının 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi oluşturmaktadır.

GATA bünyesinde görev yapan öğretim üyesi Tabip Subayların tüm özlük haklarına ilişkin işlemler, 926 sayılı TSK Personel Kanunu ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu hükümleri ile ilgili genel hükümler çerçevesinde yapılmakla birlikte; bu işlemlerin idarece, bir asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis ediliyor olması nedeniyle, dava konusu “GATA’da öğretim üyesi Tabip Subay olan davacının kendine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi” işlemi açıkça askeri hizmete ilişkin işlem olduğundan; söz konusu davanın, “askeri hizmete ilişkin bir işlem”e dayandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Buna göre, dava konusu olayda Anayasanın 157’nci ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20’nci maddesinde öngörülen idari işlem/eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşulları birlikte gerçekleştiğinden, Anayasanın 157’nci, 1602 sayılı Kanunun 20’nci ve 21’inci maddelerine göre davanın görüm ve çözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanına girdiği düşünüldüğünden, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılarak Ankara 14. İdare Mahkemesinin aksi yöndeki görevlilik kararının kaldırılması için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 2247 sayılı Kanunun 10., 12. ve 13. maddeleri gereğince görev uyuşmazlığının halli için dosyanın UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, Ankara 14. İdare Mahkemesinin 18.06.2015 tarih ve 2015/451 Esas sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA ve davada ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA karar verilmesinin gerektiği düşünülmektedir.” şeklinde yazılı düşünce vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 30.11.2015 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin anılan Yasanın 10/2.maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve dahi 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı’nca, davalı Milli Savunma Bakanlığı açısından, 10.maddede öngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanın çözümünde askeri yüksek idare mahkemesinin görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Danıştay Savcısı Yakup BAL ile AYİM Savcısı Halit ÜNKAZAN’ın davada askeri yüksek idare mahkemesinin görevli olduğu yolundaki sözlü ve yazılı açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

            Dava, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanlığında Tabip Albay olarak görev yapmakta olan davacının, kendine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, 15.01.2015 tarihinden itibaren üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesine dair işleminin iptali ile ödenmeyen üniversite ödenekleri ve sağlık hizmetleri tazminatlarının 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

            Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz” denilmiştir.

Buna göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.

Davacının 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusu eylemin asker kişiyi ilgilendirdiği kuşkusuzdur.

Dava konusu eylemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığına gelince:

1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun “Birinci Dairenin Görevleri” başlıklı 22 nci maddesinde “Birinci Daire; atanma, yer değiştirme, nasıp, sicil, kademe ilerletilmesi, terfi, emeklilik, maluliyet, aylık ve yolluklara ilişkin iptal ve tam yargı davalarını çözümler.” denilmekte; aynı Kanunun “Bir kısım işlerin diğer dairelere verilmesi” başlıklı 25 nci maddesinde ise “Dairelerin işlerinde, birbirine nazaran nispetsizlik görülürse, Başkanlar Kurulu kararı ile bir dairenin görevine giren işlerden, belirli konulara ilişkin olanlar diğer daireye verilebilir. Bu husustaki kararlar Aralık ayı başında verilir. Aynı ay içinde Resmi Gazetede yayınlanır ve yeni takvim yılında uygulanır.” hükmü yer almaktadır. 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun “Kapsam” başlıklı 1 nci maddesinde “Bu kanun, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subaylar, astsubaylar ile harp okulları, fakülteler, yüksek okullar ve astsubay okullarında öğrenim yapan asker öğrencilere uygulanır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli diğer asker ve sivil kişiler kendi özel kanunlarına tabidirler.” denilmekte; “Aylıklar, Ek Görevler, Yolluk ve Harçlıklar” başlıklı 135-183 ncü maddelerde de anılan personelin özlük hakları ana hatlarıyla düzenlenmektedir. Bu meyanda anılan Kanunun Ek Madde 17 nin (ç) bendinde ise Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında bulunan ve bu bentte rütbeleri belirtilen personelden (GATA’da görevli) öğretim üyesi tabip, öğretim üyesi diş tabibi, uzman tabip, uzman diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara, hizalarında gösterilen oranları geçmemek üzere orgeneral aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda “sağlık hizmetleri tazminatı” nın ayrıca ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

2955 Sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 49 ncu maddesinde ise “Gülhane Askeri Tıp Akademisinde görevli askeri öğretim elemanlarının ve bu Akademide yüksek lisans, doktora veya tıpta uzmanlık öğrenimi gören askeri personelin özlük haklarına ilişkin ödemelerde 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümleri uygulanır. Uzmanlar hariç olmak üzere öğretim elemanları ile Yüksek Bilim Konseyinden diğer askeri hastanelerde, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığındaki sağlık şube müdürlüğü veya daire başkanlığı kadrolarında görevlendirilebilen öğretim üyelerine, ayrıca 2914 Sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 12 nci maddesine göre üniversite ödeneği; idari görevde bulunanlara da, aynı Kanunun 13 ncü maddesine göre idari görev ödeneği ödenir…” hükmü öngörülmektedir.

2.1.2014 tarih 6514 Sayılı Kanunla 2955 Sayılı GATA Kanununa eklenen “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyeleri, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirir; bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyeleri istifa etmiş sayılır.” şeklindeki Geçici Madde 11 Anayasa Mahkemesi’nin 7.11.2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anılan iptal kararını takiben yayınlanan 26.11.2014 tarihli ve 29187 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6549 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ile 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa eklenen Geçici 70 nci maddeyle getirilen aşağıdaki düzenlemeyle, GATA’da görevli öğretim üyelerinden, anılan Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunanlara, yukarıda belirtilen “üniversite ödeneği” ve “sağlık hizmetleri tazminatı” nın ödenmeyeceği yolunda hüküm getirilmiştir:

“Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmez. Bunlardan belirtilen faaliyetlerini sona erdirmek isteyenler, 31.12.2014 tarihine kadar bu konudaki iradelerini görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirirler ve bunların en geç 31.5.2015 tarihine kadar bu faaliyetleri sona ermiş sayılır ve çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilir. Bu süre içinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenmeye devam olunur.

Bu madde kapsamında bulunan öğretim üyelerinden belirtilen faaliyetlerinden dolayı görevi kötüye kullandıkları yargı kararı ile tespit edilenlerin, genel hükümlere göre sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, serbest meslek veya özel sağlık kuruluşlarında çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilir.

Bu madde hükmü Gülhane Askeri Tıp Akademisi öğretim üyeleri hakkında da uygulanır. Ancak bu öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmez.”

            Belirtilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, GATA bünyesinde görev yapan öğretim üyesi Tabip Subayların tüm özlük haklarına ilişkin işlemler, 926 sayılı TSK Personel Kanunu ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu hükümleri ile ilgili genel hükümler çerçevesinde yapılmakla birlikte; bu işlemlerin idarece, bir asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis ediliyor olması ve esasen 1602 Sayılı Kanunda asker kişilerin aylıkla (özlük haklarıyla) ilgili işlemlerinin “askeri hizmete ilişkin” kabul edilip Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine dahil edilmiş olması nedeniyle, dava konusu “GATA’da öğretim üyesi Tabip Subay olan davacının kendine ait muayenehanesinde mesleğini serbest olarak icra etmesinden dolayı, üniversite ödeneği ve sağlık hizmetleri tazminatının kesilmesi” işleminin açıkça askeri hizmete ilişkin işlem olduğu, böylece söz konusu davanın, “askeri hizmete ilişkin bir işlem”e dayandığı kanaatine varılmıştır.

Buna göre, dava konusu olayda Anayasanın 157’nci ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20’nci maddesinde öngörülen idari işlem/eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşulları birlikte gerçekleştiğinden, Anayasanın 157’nci, 1602 sayılı Kanunun 20’nci ve 21’inci maddelerine göre davanın görüm ve çözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanına girmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile, davalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin Ankara 14. İdare Mahkemesince verilen kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ: Davanın çözümünde ASKERİ İDARİ YARGI YERİNİN görevli olduğuna, bu nedenle AYİM Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, davalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN Ankara 14. İdare Mahkemesince verilen 18.06.2015 gün ve E:2015/451 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 30.11.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

Başkan

Serdar

ÖZGÜLDÜR

 

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

 

Üye

Süleyman Hilmi

AYDIN

Üye

Yusuf Ziyaattin

CENİK

 

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT

Üye

Alaittin Ali

ÖĞÜŞ

 

 

 

 

Üye

Yüksel

DOĞAN